Blog Ödülleri 2010

Kategorisi olmayan bloglar içerisine kaydımız yaptırdık. Ne işe yarar ne fayda sağlar sonuçlanınca anlayacağız. Aslında 20 aydır blog yazmaya devam ediyorum bu gördüğüm üçüncü blog ödülleri olacak ilk ikisine “etim ne budum ne muzaffer kardeş” diye düşünerek katılmadım. Bu seferde işler daha profesyonelce yürüyor diye sessiz sedasız bir giriş yaptık. Bizim kategorinin sponsoru da ALPELLA  olmuş. Birinciye ole mi verecekler diye düşünüp duruyorum. Ben geçen sene de buna benzer bir yazı yazmıştım ve orda da belirtmiştim.

Bu blog olayını farklı noktalara taşımak güzel şey, fakat bunu ticarileştirmek gibi hareketler çok farklı. Ben hayatım boyunca sponsorlu şeylerden illet etmişimdir. Ne gerek var sponsorlarını bu işin içine sokmaya çalışmaya. Amacını sorguluyorum biri açıklasında beni aydınlatsın.

Ama herşeye rağmen yazıyor iseniz bir konunuz var ve kendinizi böyle mecralarda görmek istiyorsanız. Blog Ödülleri 2010 Kişisel kategorisine giriş yapmayın artık. Tabi ki herkesin blogu kişiseldir fakat illa ki farklı konulardan bahsediyorsunuzdur.

Ramiz Dayı Bize Sahip Çık !

Hayatımda böyle bir karakter olması çok enteresan olabilirdi. Devamlı “yiğen” diyerek etrafta dolanan biri, esrarengiz tavırlar, planlar içerisinde olan bir adam.  İşte o zaman neşeli bir hayatımız olurdu. Ama yok öyle biri.

Biraz düşüneyim. Böyle bir karaktere sahip olsaydım neler olabilirdi. Bende Ezel gibi boy yok yukarı bakmaktan kurtulurdu adam. Benim intikam alacağım kimse yok. Ne planı kuracak bu adam lisansüstü tezimde sıkıntı yaratan hocayı mı tehdit edecek onu ortadan kaldıracak bir plan mı yapacak.  İşlerimi evden halleden birisiyim. Çok fazla dışarı çıkmam. Odanın penceresine gizlice gelip cama taş atıp mı benle konuşacak. “Sana soracaklar yiğen, seni sınayacaklar.” diyecek bana.” Dayı ne çıkacak sınavda hakkaten” diye karşılık verecem ben ona.

Böyle sürüp giden abzürd durumlar ortaya çıkacak. O yüzden hayatımda bir Ramiz’e gerek yok . Bizim hayatımızda bir tane belirleyici aktör var o bize yeter.

Hıncal Uluç der ki ; “Mustaf…

Hıncal Uluç der ki ; “Mustafa denizli olmasa beşiktaş küme düşmeye oynar.”
Samet ardından konuş; “hadi ordan seksi…”

İbrahim Kaş Gözden Çıkarıldı

http://www.milliyet.com.tr/kartal-gozden-cikardi-/spor/sondakika/22.03.2010/1214665/default.htm?ver=48

Yazdığım yazının üstünden daha  birkaç gün geçmiş olmasına rağmen camiada yankı bulmuş. Tabi ki benim yazımla alakası olduğunu düşünmüyorum fakat sonucun böyle olmasına gerçekten çok sevindim.

Bu futbolcunun gerçekten o takımda yeri yok. Olması gereken yer evinin salonu.

1986

In 1986, the world was a different place.

There was no Google yet. Or Yahoo. Or Stumbleupon, for that matter.

In 1986, the year of your birth, the top selling movie was Top Gun. People buying the popcorn in the cinema lobby had glazing eyes when looking at the poster. 

Remember, that was before there were DVDs. People were indeed watching movies in the cinema, and not downloading them online. Imagine the packed seats, the laughter, the excitement, the novelty. And mostly all of that without 3D computer effects.

Do you know who won the Oscars that year? The academy award for the best movie went to Platoon. The Oscar for best foreign movie that year went to The Assault. The top actor was Paul Newman for his role as Fast Eddie Felson in The Color of Money. The top actress was Marlee Matlin for her role as Sarah Norman in Children of a Lesser God. The best director? Oliver Stone for Platoon.

In the year 1986, the time when you arrived on this planet, books were still popularly read on paper, not on digital devices. Trees were felled to get the word out. The number one US bestseller of the time was It by Stephen King. Oh, that’s many years ago. Have you read that book? Have you heard of it? Look at the cover! 

Continue reading ’1986′

Boğazköy’den ev alana kadar …

Boğazköy’den ev alana kadar git çadırda otur için rahat olur.

Küçücük İstanbul’da neden…

Küçücük İstanbul’da neden birden fazla Boğazköy var.

yazık la kimin çocuğuysa .

yazık la kimin çocuğuysa .

internet kafeye gelmeyeli epey…

internet kafeye gelmeyeli epey olmuş. çok gürültülü

sourberry çalıyor. farkettim…

sourberry çalıyor. farkettim ki ne çok cover yapılmış bu ülkede biz de mal mal dinliyormuşuz herkesi. meğer isem dışardan geliyormuş herşey

Siviller İçin 18 Mart

Onsekiz mart çanakkale zaferinin tarihi. Ve her sene bu tarihte bu zafer kutlanır.  Fakat bu bir üniforma içerisinde bulunan insanları ilgilendiriyor. Diğer bireyler için bu durum pek birşey ifade etmiyor. Hoş üstünden daha çok zaman geçtikçe kıymeti harbiyesi de azalıyor ya o da başka mesele.

Bugün 18 marttı. Günün anlam ve önemine dair hiçbirşey okumadım görmedim. Bu da demek oluyor ki biz günün anlamını kaybetmişiz.  Lise son sınıfta FEM dersanelerinin bir şubesinde okuduğumdan ötürü “haydi şakirtler gezi düzenleyelim.” nidalarıyla koşuşturan abiler tek bir yer bilirlerdi. O da ecdadın mucizeler yarattığı mekan olan Çanakkale ve şehitliklerdi. “hacılar gidelim eğlenceli olur deniz var orda bakarsın ayaklarımızı sokarız.” niyetiyle az çıkmadık yollara. Vaktimizin çoğunu araç üzerinde geçirdiğimizden ilginç işler peşinde koşardık. Örneğin; kamerayla hızla geçen arabaların fotoğrafını çekmek gibi.  Geçmiş zamanlar, üzerimize yapışan bir etiket varken yaptığımız hal ve hareketler.

Artık üzerinde hiçbir etiket  olmayanlar;  onsekiz mart günü istediğimizi yaparız, o senelerde yaşananları hiç hesaba katmadan gönlümüzü gönül edebiliriz. Hayatında geçmişe sünger çekmek isteyen insandan farklı bir davranış bekleyemezsiniz. Ve şundan eminim ki ülkenin büyük bir yüzdesi bugünü hatırlatmazsan, hatırlamazlar.

Bunun yanında Avusturalyalı insanlarda çanakkaleye kendi şehitliklerini ziyarete gelirler bizim ulusalcılarda direk şunu söyler ” görün be kafirler adamlar kaç bin kilometre uzaktan geliyorlar kendi ataları için siz hala dalgadasınız.” “tamam da dayı tüm avusturalyalılar da buraya ibadete gelmiyor ya “

Bu muhabbetler üzerinden tam 5 sene geçmiş. Uzun sayılmayacak bir zaman fakat çok uzak gelen bir zaman dilimi.  Çanakkale semalarında vatanı müdafa etmek uğruna can veren tüm şehitlerin ruhları şad olsun. allah mekanlarını cennet eylesin.

16 Mart 2010 günü rayting ra…

16 Mart 2010 günü rayting rakamlarına baktım da yalçın abi 100. sırada. Hiç Yakıştı mı bu bize. http://ff.im/hHl9N

Günlük Yaşam

Bir günlük yaşantımın gerçek görüntüsünü geçenlerde dolaştığım dweebist.com adresinde gördüm.. Son birkaç gündür bundan başka birşey yok.

  • Uyan
  • Yaşa.
  • Yatağa Geri Dön

koşu bandı http://sozluk.sou…

koşu bandı http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18498865

İbrahim Kaş

Beşiktaş futbol takımında hep böyle futbolcular olmuştur. Taraftarın hiçbiri sevmez, maçta hiçbir varlık gösteremez fakat teknik direktör başka kimse yokmuş gibi böyle futbolcuları ilk onbire koyar. Ben sıkı bir beşiktaş taraftarı olarak bu oyuncunun beşiktaş futbol takımı içerisinde neden yer aldığını hala anlamış değilim. İyi top oynamaz, maç kurtarmaz, yaptığı hataları düzeltmek zorunda kalır takım arkadaşları.

Durum böyle iken oynamasının sebebi nedir hala düşünüyorum. Aklıma gelen bir iki şey var. Bunlardan ilki çok yakın tanıdıkları beşiktaş camiasında önemli yerlerde. Ya da maç başı para alıyor ve büyük bir borca saplanmış olduğundan dolayı bunu bilen teknik direktör onu takımdan almıyor.

Fakat bu iki durumda beşiktaş takımını alakadar eden durumlar değil. Oynaması gerçekten bu takıma zarar veriyor. Eminim böyle düşünen tek beşiktaş taraftarı değilim. İddiaya girerim ki ibrahim kaş’ın beşiktaştan ayrılmasına destek verecek 1 milyon beşiktaşlı bulurum. İyi fikir aslında gidip facebookta böyle bir grup açayım.

Son olarak hatırlarsak milli takımın çok önemli bir maçında bu arkadaş ilk onbirde başlamıştı ve herkes isyan etmişti. Allah yardım etti de maçın başında ciddi olmayan bir sakatlıkla çıktı da yerine gökhan gönül girdi. Bu sakatlıkta bize gökhan gönül gibi bir sağ bek kazandırdı. Aynı durum beşiktaşta da yaşansa ne kadar güzel olur. Tabi ki önemli bir sakatlık olmasın ama şöyle bir kaç hafta kenarda oturmasına sebep olacak ufak bir sakatlık geçirse de kulübede dahi oturamayan gençler çıksın oynasın belki bir cevher daha doğar.