Tag Archive for 'yalan'

Bitmez Tükenmez Yalanlar

Hep doğruyu konuşuruz hep iyiyi yaparız, hep dürüst davranırız değil mi? Hayatımız ne kadar da süperdir aslında. Hep mutlu mutlu takılırız ortalıkta.

Aslında işin gerçeği şudur. Bize nelerle mutlu olmamız gerektiğini öğretirler ve kriterler ortaya koyarlar onlardan yola çıkarak kendimizi kandırırız. İyilğinde kriterleri vardır. O kriterler belirliyor davranışın iyi ya da kötü olduğunu. Dürüstlük içinde aynı şey geçerlidir.

Bu konu bugünlerde kafamı o kadar meşgul eder oldu ki yazmadan duramıyorum artık. Şimdi olayı biraz örneklerle canlandırmaya çalışalım. Güzellikten başlayarak gidelim.” Güzellik göreceli bir kavramdır.” Hadi ordan seksi. Bir şeyin göreceli olması demek ne demek bir kere. Böyle bir kavramı kim uydurmuşsa halt etmiş. Güzellik geçmişten günümüze birilerinin tekelinde olan bir kavramdır. Bize öğretilen de öyle değilmidir. Bir şair çıkar güzel kadını tanımlar durur ve itaat ederiz. Bir ressam götünden bir kadın resmi uydurur İşte güzel budur diye ortaya atar. Sonra biz çıkarız “heee işte güzel kadın budur. ” Bu ve bunun benzeri şeylerle güzellik kavramı şekillenir ve bir kalıp hale gelir. Güzel bina nasıl olur, güzel elbise nasıl olmalıdır, güzel kadın nasıl olmalıdır.

İyilik kavramı da güzellikten pek farklı değildir.Onun içinde konulmuş söylenmiş uydurulmuş kurallar bulunmaktadır. Biz insanlar sadece bunlara uyarız. Uymadığımızda toplum bizi yargılar. Bu yargılama bile iyilikten sayılır. “Biz senin iyiliğin için söylüyoruz.” Klişesi bugünler için hazırlanmış bir antibiyotiktir işte.

Peki Bütün bunların sebebi ya da kaynağı nedir. Özgür davranmamıza kim engel oldu veya oluyor. Bunun cevabını bulmak için çok uzağa gitmemize gerek yok. Bu zincir sistem çok eskilere dayanmaktadır. Her yeni bilirkişi yeni yeni şeyler eklemiş bu zincire. Ve sonunda zincir dönmüş kendilerini sıkmaya başlamış. Sıktıkça özgürlükten azalmış artık yok olma seviyesine gelmiş.

Günümüzde zincirleri kırmak isteyenler olsa da onlarda bir şekilde bu zincire sıkı sıkıya bağlıdır.

Ben insanlığa zincirlerinden kurtulmanın yolunu gösterecek biri değilim. Eğer böyle bir yeteneğim olsa da yapmazdım. Çünkü o zamanda insanlar bu kalıbın içine oturmuş olacaklar. Sonuçta değişen bir şey olmayacaktı. Sadece gördüğüm hayatı tahlil etmekti amacım.

google analytics ve hataları

Artık güvenemediğim bir servis olarak damdaki yerini almış bulunuyor google-analytics servisi. Her zaman sitemin hitini , kimin nerden girip çıktığını merak eder dururum. Bu yüzden gecelerce uyuyamadığım da olmuştur. Ama artık düşünüyorum da boşa geçirilmiş zamanlarmış. Analytics, bugün içerisinde şu yazıma kimsenin girmediğini söylüyordu. Normaldir dedim zaten çok tanınan bilinen okunan yorumlanan bir yazar olmadığımı biliyorum.  Sitenin analizine baktıktan sonra, admin paneline uğradım.  işte o sırada o yazıma bir yorum olduğunu gördüm. Şartel koptu.

Hani bebeğim bu yazıma kimse göz atmamıştı. Demek ki servis dışından birileri sızdı siteme.  Artık senin hiçbir dediğine inanmıyorum. Artık benim için mete ışıkara kadar inandırıcısın. Hadi ordan seksi jartiyerin görünüyor.

Mazlumu Oynamak Her Zaman Kazandırır mı?


Şimdi obama amerika birleşik devletlerinin bilmem kaçıncı başkanı oldu ya. Dünyada mutluluk rüzgarı esiyor ya. Hatta ülkemizde bazı vatandaşlar o adam başa geldi diye kurban kesiyorlar ya. Peki gün gelecek “ben iran’a da girerim, ıraktan da çıkmam diyince tüm dünyanın suratı lahana turşusuna dönmeyecek mi ?

Verilmiş sözler var. Olaya türkiye açısından baktığımızda çok kötü sonuçlar ortaya çıkaracak sözler. Seçim öncesi verilen vaadler var. Fakat beyaz sarayın oval ofisine girdikten sonra dünyanın dışardan görünüşü ile beyaz saraydan görünüşü arasındaki farklar anlaşıldığında bu vaadleri neresine saklayacak merak içindeyim, içindeyiz.

bu konuları bir kenara koyarak o adamın nasıl seçim kazandığını ve ülkemizde bile nasıl bu kadar sevildiğini biraz kurcalayalım. Adam bir kere sokaklardan gelmiş. Sürgün yaşam süren bir Mazlum o. o itilmiş o kakılmış, o dışlanmış, o suçlu gözüyle bakılan kişi olmuş, o zenci, o ikinci plandaki insan olmuş, onun annesiyle babası ayrılmış daha çocukken, o kendi başına yetişmiş, o seçimden iki gün önce annesinin annesini kaybetmiş bu liste uzar gider. Peki sonuç olarak neden seçilmiştir. çünkü bu numaralar, bu değerler, bütün kültürlerde aynı tepkilere maruz kalır. Biz severiz ezileni, biz severiz mazlumu, biz severiz ve onu yüceltmek için elimize imkan geçse hemen en tepeye getiririz.

Soralım bizim halka. Neden seviyorsun obamayı; “Abi adam (zenci) tabuları yıktı. yürekli adam, zorluk görmüş adam anlar halden…” Sorsan bizim insanımıza “bu adam ermenilere haklar tanıyacak, bizim ülkeye tazminat ödettirecek, o para da senden alınacak ne diyorsun?”
-allah onun bin belasını versin
demezse ben bırakıyorum bu işleri.

Barrack obama elbette bushtan iyi olacaktır. Çünkü Bush kadar kötü olabilmesi için okuma yazma bilmemesi, ve ıq seviyesinin sıfırın altında bir değerde olması gerekiyor. Bir de Cumhuriyetçi olması gerekiyordu.

Bu kadar dolu olduğumu bilmiyordum. Fakat bu adamın tüm dünyaca kurtarıcı gibi gösterilmesi fazlasıyla var olan şüpheci yanımı birden harekete geçirdi. Çünkü Ülkemde de hala devam eden mazlumu oynamak ve bundan prim yapmak devam ettiği için, bunun amerikada da ortaya çıkması sinir katsayımda bazı artışlara sebep oldu.

Artık yeter diyoruz.
Sahne de artık Obama var. İstediklerini yapacak. İpler artık onda. Onun zenci olması da hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü ırkçı değiliz biz. Beyaz neyse Siyahta o. Bakacaz görecez.
Continue reading ‘Mazlumu Oynamak Her Zaman Kazandırır mı?’