
Bugün kamuya açık bir yerde maç izleme gafletinden bulundum. Beşiktaş- Gençlerbirliği maçıydı. Normal olarak izleyenlerin neredeyse tamamı Beşiktaş taraftarıydı. Uzun zamandır Beşiktaşı izlemiyordum fakat söylenenlerinde bu kadar gerçeği yansıtacağını düşünmemiştim. Takım diye bir şey yoktu ortada. Herkes uykudan yeniden uyanmış gibi oynuyordu.
Fakat şimdi burda Hıncal Uluç yorumu yapmayacağım. Benim değinmek istediğim mevzu yaşadığım tecrübe üzerine. Maçı izlemek için oturduğum koltuğun sağında ve solunda oturan iki tane ateşli taraftarın konuşmaları sinirlerimi zıp zıp zıplatıyordu. Hacı abiler o kadar bilenmişler ki her yanlış atılan toptan sonra etmedikleri küfür yazmadıkları senaryo, vermedikleri taktik kalmıyordu. Özellikle solumdaki hacı abinin topçuların kazandıkları paraya fena halde taktığını anladım. Her topa değişinde “ulan onun bunun çocuğu o kadar para alıyorsun oynadığın topa bak” gibi cümleler kuruyor. Özellikle verdikleri taktiklerle beni yardılar.
Ben maçtan koptum hacı abileri dinlemeye koyuldum. Bakalım yaratıcılıkları nereye varacaktı. Birde işin komik tarafı iki hacı abide bana bakıp “şunun oynadığı topu görüyormusun” gibi cümlelerle beni de alevli bir taraftar haline getirmeyi düşünüyorlardı. Fakat ben için için gülerek fakat yüzümde büyük bir hassikktir ordan ifadesiyle takıldım tüm maç boyunca. Maçın sonuna doğru hacı abilerin sinleri daha çok arttı. Çünkü skor hiç tatmin edici değildi. Bende sonunda dayanamadım kalktım ortamdan uzaklaştım.
Böylece enteresan bir maç tecrübesini kazasız belasız atlatmış olduk.
Ama son olarak hacı abilere katıldığım noktayı belirtmek isterim. Başlıkta da belirttiğim gibi “senden topçu mopçu olmaz lan!”