Tag Archive for 'münferid hadiseler'

En Sevimli Gülümseme

Hayatım boyunca birçok insan tanıdım. O insanlarla birçok şey paylaştım. Beraber gezdik, beraber sıkıntı yaşadık, beraber yürüdük, beraber sinemaya gittik, beraber farklı farklı yerlere seyahat ettik. Hayatım boyunca tanıdığım bu insanları  hiç bir zaman “en sevimli gülümsemeye sahip insan” olarak tanımlamadım.

Onların benim için çok farklı yerleri vardı. Fakat burada bahsettiğim insanın benim zihnimdeki yeri bu. Onunla diğer arkadaşlarımla yaptığım hiçbir şeyi yapmadım. Fakat bunlar hiç önemli olmadı benim için. Onunla konuşmak bana yeten tek şeydi. Onun yüzünün gülümseyen halini görmek,  karşımda gülümsediğini bilmek beni mutlu ediyordu.

Continue reading ‘En Sevimli Gülümseme’

Münferid Hadiseler

Yeni takıntım php. Allah bana akıl fikir versin. bir an önce girdiğim yoldan döndürsün beni. Ama bir yandan da web proglama adına bilmem gereken bir dil olduğunu düşünüyorum. Çünkü bugün burda bu yazıları yazabiliyorsam bu php sayesindedir.

öte yandan Uzun zamandır görmek istediğim birini bu hafta içinde görecek olmanın verdiği bir huzurla geçiyor günlerim. Hala daynexte çalışıyorum.Dtp kapatıldı ortalık yavaştan karışmaya başladı. Geçen gün beyoğlunda ellerinde kuru sıkılarla eylem yapanlar vardı.
Turkcell superligte en çok alınan sonuç beraberlik. Bunu lig başlamadan söylemiştim.

Sertab erener 5 i bir yerde olarak adlandırdığı singlelarından muhtemelen 3 üncüsünü yine süper bir şarkıyla müzikseverlere sundu. İnternette en çok gezdiğim site hala milliyet.com.tr ikinci sırayı friendfeed.com

Hala sahip olmak istediğim şey ise bir fotograf makinası. Hediye etmek isteyenlere duyurulur. Paket yaptırmanıza gerek yok .

Eski Heyecan

Kimde kaldı ki eski heyecan. Ben blog yazıp, gördüklerimi duyduklarımı buradan iletmeye başlayalı tam 16 ay geçmiş. Bu dönemde neler yaşadığıma bakınca iyi ki de bu siteyi hayatta ve ayakta tutuyorum diyorum. İşte hala bu siteye yazı eklememin sebeplerinden biri de geçmişimi unutturmamasıdır. Son birkaç aydır. ayda en fazla 5 yazı yazıyormuşum. Bunun birkaç nedeni var.

İlki yoğun bir tempolu işe başlamam. Sabah 9 ile akşam 7 arası tamamiyle işe odaklı olduğumdan bloga  yazı ekleme vaktim olmuyor. İkincisi başımdan geçen öyle büyük enteresan hadiseler yok . Üçüncüsü ve belki de en önemlisi sitenin görüntüsü beni cezbetmiyor. Oturup yeni birşeyler yapmak içinde fazla bir vaktim olduğu söylenemez. o nedenden ötürü uzayıp giden zamanları bu iş için harcayamam.

Ama bugün pazar ve haftalık olarak depoladıklarımı yazma günüdür. Deneyimlerimi maceralarımı semi-pro iş yaşantımı, gözüme hoş gelen çevrimiçi hadiseleri bugün burdan aktarmaya başlıyorum. Hergün bir yazı sloganıyla yola devam ediyoruz. Günlük yazıların hepsi birer makale olması ümidiyle…

Ayın Elemanı

Bilen bilir bilmeyen yeni öğrenir ben yeni bir işe başladım. Daynex adında bir firmada webmaster olarak işe başladım. Artık onlarında nur topu gibi bir masterları oldu. Benimde yepyeni bir ailem. Bugün itibariyle üçüncü haftasına girdiğim bu işte kalıcı olma temennileriyle yolumuza devam ediyoruz. Bugüne kadar birçok işe el attım birçoğundan da başarıyla çıktım.

Artık tüm gücümle saldırma vaktidir. Şirketim için en iyisini çıkarma en iyisini ortaya koyma zamanıdır. Akşam altıdan sonra lahana turşusu kıvamına geliyorum ama o da işin olması gereken kısmı diye düşünüyorum.

Rabbim iletken kılar inşallah. Bir de xerox monitörüm var akıllara ziyan.

Bugün ben bunu gördüm.

  • Üşümek neymiş bugün gördüm. Uzun zamandır böyle üşüdüğümü hatırlamıyorum. İliklerime kadar titriyordum. Eve geldiğimde resmen buz kütlesi gibiydim. Birkaç dakika sonra elim ayağım kendine geldi. Ev normal olarak sıcaktı ve güzelce bir ısındım.
  • Sabah 7 de kalkmak akşam 7 de eve gelmek yeni alışkanlığım. Tam 10 saat boyunca çalışıyorum. Olsun be böylesini de denemiş oluyoruz.
  • Domuz gribi salım salım ortalarda salınıyor. Allah muhafaza yani…
  • Twitter gün geçtikçe en sevdiğim ortamlardan biri oluyor. Farklı insanların anlık düşünceleri, sinir anında,keder de, sevinçte içinden gelenleri noktasına virgülüne dokunmdan aktarmaları güzel bir deneyim.
  • Bu aralar aklımda süper bir proje yatıyor. Hayata geçirdiğim vakit güzel günler göreceğim güneşli günler
  • Haftalık dizi takipi devam ediyor How İ  Meet your Mother yeni bölümüyle yine tadını damağımızda bıraktı.

Münferid Hadiseler

Bugün berlin duvarının yıkılışının 20. yılı. İlk aklıma gelen şey ise o günlere dair izlediğim en güzel film olan elveda lenin. O günleri yaşamadım fakat film güzel bir kurgu üzerine kurulmuştu. Üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen bugün bir yerlerden bulup izlemek istedi canım.

Çük beyogluna gittik.  Garsondan alkolsüz olan soğuk bir içecek istedim. Sanki ona küfretmişim gibi baktı bana. Yahu niye herkes gibi bende ATATÜRK‘ü içkiyle anmak zorundayım ki. Yada niye içki içmek gibi bir zorunluluğum olsun ki. koş bana soğuk bir portakal suyu getir. Ya da süt getir koçum ordan bana.

Domuz gribinden tırsmışım vesselam. Belirtileri bildiğim için insanları çok fazla gözler oldum. Nereye gidecek bu iş diye çok düşünüyorum. Daha yeni öğrendim bu hastalığın tedavisi varmış. Yakalanan her hasta ölmüyormuş yani .1000 de 1 miş ölü. Tamam o da kötü fakat benim gibi cahil biri için iyi birşeymiş gibi geliyor.

Stratejik yönetimde çevre analizi. hop hop samet pop samet diyoruz.

Dostlarla bir yere oturmak muhabbet etmek ev büyük zevkim hala. Ama kalamışı özledim. Ne güzel yayılırdık oralarda. Rasim çekmek için vakit ayırmak hedeflerim arasında. Sosyal medyalar hala tip tip insanlarla dolu. “Ama hala Atatürkün izinden giden 70 milyonuz” tarzı gruplara kıl oluyorum.

Gündem Notları

Gündemimden ufak kısa satır başları;

-Samedus yine temalanmaya çalışıyordu ki, önceki yazdığım yazılardan birini okudum vazgeçtim bu olaydan.

-Türkiye ile Ermenistan arasındaki buzlar hiçbir anlam ifade etmeyen bir maç vasıtasıyla düzeltilmeye çalışılıyor. Bu senaryoyu ben bir yerden hatırlayacam ama neyse şimdilik ses çıkarmayayım.

-Sosyal ağlardan o kadar sıkılmışım ki anlatamam. Hele o facebook denen video paylaşım sitesinden. İ HATE YOU facebook.

-Kitap okumaya başladım. Sanki çok farklı birşeymiş gibi yazdım ama okuduğumu söylemek isterim. Kim korkar küreselleşmeden ve demokratik sol, çağdaş sağcı ecevit adlı kitaplar elimden düşmeyenler. Bir uykuyla uyanıklık arasında göz gezdirdiğim bir kitap var adı mühim değil zira sadece uykumu getirmesi için birkaç satır okuyorum.

-konu sıkıntısı yaşadığımdan blog sayfamı lüzumsuz hikayelerle doldurmak zorunda kalıyorum. Ama zaten bu blog sayfasının amacı, gayesi gündeme dair ufak hikayeler barındırmaktadır.

-Bu aralar kafama “işi olmayan giremez” lafı takıldı. Hadi hayırdır inşallah.

-Wordpress tema konusunda hiç vaktimin olmadığını farkettim. Büyük bir azim ve çalışmayı gerektirdiğinin farkına vardım.

- Facebookta video ekleyen tüm arkadaşlarımı ignore etmeyi düşünüyorum. Bu tavrımla kimlerin dikkatini çekeceğimi merak ediyorum. Yalan söylüyorum çünkü kimsenin sallamayacağını biliyorum.

-Haberleri takip etmeyi birkaç gün önce bıraktım çünkü  bana göre olmadıklarına karar kıldım.

-Hergüne bir dizi fantazimi gerçekleştirmek isterken baktım ki tüm diziler yabancı. Fringe how i meet your mother, house, trueblood bu işte bir terslik var fakat yavaş yavaş düzenlicem.

Marka şehirler üzerine bir yazı yazmayı düşünüyorum. Tavsiyeleri ve yardımları dokunacakları aşağı yorumlara bekliyoruz.

Sallanmayan Yaprak.

Yaz bitti gönül telleri de yaşam telleri de gerildi. Artık kendimizi kışın götüm götüm soğuklarına hazırlama vaktidir. Artık yazın o sallanmayan yaprakları geçmişte kaldı. O yeşillenen ağaçlar yeniden bok rengine dönmeye başladı. Ya da başlayacak işte ne bileyim.

Artık bir seneyi geçmiş son haliyle bu blogta yazmamın üstünden. Hoş toplamda 2007 den beri sahibiyim bu alanın fakat badireleri son bir yılda kazasız belasız atlatır olduk. Yine vatandaşı hiç alakadar etmeyen konular üzerinde durmaktayım. Allah kahretsin derin mevzulara girersek çıkamayız mazallah işin içinden.

Son zamanlarda nelerle karşılaşıyorum bari onlardan bahsedeyim.

  • Hepimizin gözüne takılan şu kürt meselesinden gelinen şu noktaya çok güler oldum. Bu şarkı dtp den sizin için geliyor. “Pekeke li militanlar dağa çıksın ağaç diksin cezalarını da böyle tamamlasınlar.”  o bölgedeki dagları tam tanıyamamışlar bu vesile ile karış karış ne var ne yok bilsinler. Süper fikir.
  • Münevver K. cinayetinin üzerinden aylar aylar geçti. Baba delirdi oğul babayı terketti. Cem G. gariboğlu hala göt gezdiriyor.  Ama çember daralıyor. Bilmeyenler için  benden geliyor “çemberin iç açıları toplamı 360 dicem fakat yerine ve çemberine göre değişir.
  • İnternet dünyası yeni bir canavar ile karşı karşıya. Friendfeed ve twitter ne kadar hoş aktiviteler olsalarda bir o kadar sakıncalı aktiviteler. Adamı dinden imandan çıkarırlar. Yok yok şaka hepsini seviyoruz. Sertabı da her daim görmek isteriz oralarda. Erdil ile selçuk geldi diye arayı soğuttu bayaa. Olmuyor ama sertabcığımmm.
  • Meraklı abla kardeşlerin reklam müziklerine(cingıl) bayıldım. Mucizevi bir program sayesinde istediğime ulaştım. Kutluyorum o abla kardeşi,  güzel ağız oynatmışlar. Hiç belli olmuyor Merak ederim neden?
  • Teknosohbet izlemek hala bünyeme iyi geliyor. Bakalım nereye kadar böyle gidecek.

Bu kadarlık gündemle yaşıyorum işte. Merak edilecek birşey yok.

Saat 3.20

Bu gece, bundan önceki gece, ondan önceki gece ve daha önceki günler bu saatlerde hep ayaktayım hep birşeylerin peşindeyim. Üniversiteden bu yana doğru düzgün 12 de uyuduğumu hatırlamıyorum. Bunu ertesi günden bir beklentisi olmayan bir insan olmama bağlıyorum. Amaçsız değilim fakat günlerin gecelerin benim için bir önemi yok ikisini birbirinden ayıran birşey olduğunu düşünmüyorum.

Gecenin sessizliğinde kitap okumak yazı yazmak çizgi çizmek beni rahatlatıyor. Uykudan gözlerimin kapandığı ana kadar ayakta durmaktan zevk alıyorum. Çok kötü olduğunu, gözlerimi çok kısa sürede kaybedeceğimi yani bozuk görme başlayacakmış o anlamda. Bunların hepsinin farkındayım.

Birgün dur diyecem fakat bunun zamanını kestiremiyorum. Şimdilik böyle iyiyim. Gece nöbetçisi olarak başka birini tayin etmek istiyorum.Adayları buradan görelim.

Bunun dışında yaşamsal fonksiyonlarda çok fazla bir değişiklik olmadığı aşikar. Tek farklı aklımdaki bir projeyi hayata geçirmek üzere olmam. Ama ilk olarak Müftülüğe birkaç soru sorup onlardan onay almam gerekecek. Zira onlar fetva vermezse zinhar girmem bu işe.

Biraz Sessizlik

Bugünlerde kafa dinlemem gerekiyor.Herşeyi kafama dert ettiğim günler bugünler. Kafamdaki sıkıntılar saçlarıma vuruyor ve onları tel tel dökülüyor. Peki ya sonra. Bu saçlar illaki birgün bitecek. O zaman ne olacak. İşte onu bilmiyorum.

Kafamdaki sıkıntıları bitirmek adına birkaç çözümleme yaptım. Bunlardan ilki farklı ilgi alanlarına dalıp onlarla boğuşurken şimdi kafamda bulunan dertleri görmezden gelmek. İkinci çözümleme ise kafamdaki dertlere daha çok dalarak içinde boğulup kısa yoldan biletimi alıp karşı tarafa yol almak.  Son çözümleme ise bir doktora gidip kafamdaki dertleri anlatıp onu da kendi dertlerime ortak etmek.

Bu çözümlemelerden hangisi en mantıklısı buna şu an karar veremiyorum. Bu dönemin bana en kötü etkisi güzel gören gözlerimin artık güzeli görmemesi. Bilgi ve tecrübelerimi pratiğe dökemiyorum ki bu durum birçok çalışmada başarısız olmama neden oluyor.

İşte günüm gecem bunları düşünmekle geçiyor. Ama eskisi gibi değilim eskiden olmadık şeyleri bile kafama dert ederdim. En azından benimle alakası olmayan konuları hiç umursamıyorum. Sadece dünyama,yaşamıma etki eden meseleleri dert ediyorum.

Peki dünyamda başka neler oluyor. Bu aralar elimde tuttuğum tüm web sitelerinin virüsten temizlenmesiyle uğraşıyorum. İçerisinde hiçbir şey olmayan bir web sitesini google nasıl saldırgan site ilan eder anlayamadım. Birçok web sitesinde aynı problemi yaşıyorum. Ama biraz didik etmemle bu problemden de kurtuldum.

Bu ortamın görüntüsünü de iki de bir değiştiriyorum. Çünkü K2 temadan sonra güzel bir tema bulamadım. WordPress tema yapmayı bilmeme rağmen ona vakit ayıramıyorum. O yüzden hazır temalardan birini koyuyorum. Beğenmiyorum başka bir tema kullanıyorum. Nereye kadar  sürer bu durum bilmiyorum.  İllaki bir gün biter umarım.

Yerim Dar.

Zor günlerden geçiyorum. Ya da ben hiç zor görmedim bilmiyorum. Ya da neyse ben bu yazıyı da kısa keseyim hemen yatağa gireyim.

Siyasetten uzak kaldığımı düşünüyorum. Arkadaşlarımı dostlarımı özlediğimi düşünüyorum. Bazı görevlerimi yerine getirmediğimi düşünüyorum.

Bazen ben insanmıyım diye düşünüyorum.  Ama sonra hepsini koyveriyorum. Gelen hoş geliyor. Herkes, herşey kabulümdür diyor ve devam ediyorum.

Bu yazının anlamını sorgulayacak arkadaşa edit: yok öyle birşey

İçimde zehir Çık dışarı..!

İçimden söküp atmak istediğim bir zehir var. Gün gün beni kemiren bir zehir. Uzun zaman önceden kalma bir zehir. Bir türlü söküp atamadığım bir zehir.

Artık onu içimde istemiyorum. Her hareketimde beni durdurmasını istemiyorum. Bana zarar vermesini istemiyorum.

Hadi defol içimden. Artık yaşamak istiyorum. Rahat nefes almak istiyorum. Her aldığım nefeste o zehrin  tadını almak istemiyorum.

Yallah cinler yallah. Kışkış cinler kışkış.

En Değerli Olan Şey Üzerine

Bugün hiçbir zaman düşünmediğim bir şeyi aklıma getirdim.  Olur olmaz vakitlerde böyle şeyleri düşündüğüm çok olmuştur. Tabi ki  bunu düşünen ilk insan da ben değilim bunu da biliyorum.

En değerli olan şey nedir? Biraz spesifik hale getireyim. Benim için en değerli konu ne? Kısa süreli bu yaşamımda bu şey devamlı surette değişti.  Gün geldi en yakın arkadaşım, başka zaman geldi bilgisayarım oldu. Ailem, kazağım, pantalonum vs gibi bir ton nesne en değerli mertebesine çıktı. Bunu belirleyen faktörler de günden güne değişti. Ama önemli olan noktayı devamlı kaçırdım diye düşünüyorum. Hayatımda birçok nesneyi en değerli konuma yükseltirken kendimden bile değerli görmek gibi bir hataya düştüm. En yakın arkadaşımın değerli olduğu dönemde onun  bu verdiğim değerin umrunda olmadığını gördüğüm de, bilgisayarımı hayatımın göbeğine koyduğumda virüslerden görünmez hale geldiğini ve artık işe yaramaz bir teneke parçası olduğunu gördüğümde yaptığım hatayı çok iyi anladım.

Peki ben kendimi en değerli varlık ilan ettiğimde herkesin benden sonra geldiğini düşündüğümde ne oldu. Mutlu olamadım. Kimse ve hiçbir şey kalmadı elimde. En değerli benim diye ortada dolaştığımda birisi çıktı karşıma o yine herşeyi altüst etti. Yine en değerli o oldu. Bu kısa narsist yaklaşımdanda şu dersi çıkardım.  Hayat denilen şey o kadar da önemli değil. Klasik bir cümle olduğunu düşünülebilir. Fakat içimdeki yansımaları daha farklıdır tabi ki.

En değerli şeyi arayışım hala sürmektedir. Ama şöyle ki hayatı fütursuzca yaşayarak, onu dikkate almayarak, en sevgili dostunun sana dokunacak davranışlarını bile ” hadi ordan seksi” gibi laflar dalgaya alarak, en sevdiğin bilgisayarı dünyanın en ilkel aleti olarak düşünerek, giydiğin kazağın seni sıcak tutmaktan başka hiçbir boka yaramadığını düşünerek, yazdığın en değerli yazının bile üstüne kahve döküleceğini veya virüs yiyen bir belge olarak tarihe karışacağını bilerek.

Şu saniye için en değerli şeyin ne olduğunu düşündüğümde ise aklıma gelen bir şey oluyor. O da kimsenin tahmin edemeyeceğini biri oluyor.

8. Ay sonu

“Anne karnında büyümeye başladığım günden itibaren tam 8 ay geçmiş. Vay anasını doğuma az bir süre kalmış. 3. nisan 2007 itibariyle samedus.com ile internet sitesi macerası başlamış oldu. uzun uğraşlar sonucunda tam sekiz ay önce samedus un blogunu oluşturduk. O günden bugüne hayatta çok şeyler olmuş. Şimdi arşivi okurken anladım.”
samet demircanın bu kısa süre içerisinde başından geçmeyen evre kalmamış, gezmediğini internet sitesi, kullanmadığı wordpress teması, öğrenmediği javascript tutoriali, denemediği wordpress kodu kalmamış.

Peki ne kadar ileri gidebilirim diye düşünmüş mü. Hayır düşünmemiş. Çünkü sonunu düşünen kahraman olamaz:) ) ) Ama hayatımın önemli bir bölümünü oluşturması yolunda önemli adımlar atacağını sezinleyebiliyorum. Yani Samet demircanı kendisini yaşamda sıkı sıkıya tutan şeyin yazı yazma sevgisi ve tamamiyle kendisine ait bir alanının olmasıdır.

“abartma mualla abartma”
“sadece yazıyorum bundan zevk alıyorum bu kadar”
“9. ay sonunda farklı etkinliklere ALATURKA TASARIM şemsiyesi altında imza atacağıma söz veriyorum”

eksik birşey

Evet evet yazmıyorum epey gündür. İş güç telaşı, sınavlar, içilen kahveler arkadaşlarla geçirilen zamanlar uzak tutuyor sitemin admin sayfasından beni. Bu sırada değişen hiçbir şey olmuyor, yine siteyi gezen geziyor girmeyen zaten girmiyor. Ama benim çevremde dönen dünya bugünlerde yavaşlamaya başladı. Hem iyi hem de kötü. Yavaş dönerken oraya fazla atraksiyon yerleştirmek istiyorum fakat engellerim devam ediyor ve üstümdeki o yükü bir türlü atamıyorum.

Kitap okumaya başladım samedus, hem de mario puzo. Daha önce hiç denememiştim. Aslında önüme eyüpten 1 ytlye aldığım bir hemingway kitabı olan ihtiyar balıkçı denk geldi.  Küçük prens tadında bir kitaptır diye entellektüel gözlügümü taktım ve okumaya başladım son satırına gelince kitabı mezarlıkların arasına koydum o kadar.

sonra mario puzoyu elime aldım işte kitap geliyor dedim. bakalım görecez.

bu arada sınavlarım bitti samedus gözün aydın. Ama sevinme teman kalacak aynı.