Malum tam 7 aydır Münevver Karabulut cinayeti ile yatıp kalkıyoruz. Katilin yakalanması bile kimseyi yatıştırmadı. Hala televizyonda, gazetelerde cinayetle ilgili türlü türlü senaryolar dolaşıyor. Uzun bir sürede bitecek gibi durmuyor. Bu anlatılanların hepsi çok komik hepsi rezalet ötesi hepsi haberi yapan kanalı gözümde bitiren türden haberler oldu.
Kaseti geri sararsak daha Cem G. yakalanmadan ortaya atılan senaryo neydi. Hatta Münevver’in babası da aynı şeyleri söylemişti. Ailenin satanist olduğu ve kızın ailenin bu sırrına vakıf olduğu ve cinayetin bu nedenden ötürü işlendiği ileri sürülüyordu. Bu elbetteki çok komik bir tespit olarak şaçma sapan fikirler deposuna kaldırılması gereken bir düşüncedir. Bunu ciddiye alan Türk halkı için hemen kısa bir açıklama yapayım. Şimdi kendinizi Türkiye’nin sayılı zengin ailelerinden biri olarak düşünün. Bolca para, bolca adam yani herşeyden bolca olsun. Sizinde herkesten sakladığınız bir sırrınız olsun. Bu sırrı herkesten saklamaya çalışmanıza rağmen “biricik” oğlunuzun sevgilisi bu sırra vakıf oldu. Peki şimdi ne yapmanız gerekiyor. O kızı ortadan kaldırmanız gerekiyor diye düşünelim. Şimdi gelelim can alıcı noktaya. Bu cinayeti kendi mülkünüzde kendi “biricik” oğlunuza mı yaptırırsınız? Yoksa elinizin altındaki o kadar adamdan birkaçına talimat verip kızı ıssız bir yere götürüp işini mi bitirirsiniz?
Karar sizin…
Şimdi gelelim bugüne. Olay iyiden iyiye zıvanadan çıkartıldı. 197 gün sonra yakalanan Cem G. üzerine saatlerce, günlerce konuşuldu. Yine ortalıkta saçma sapan senaryolar dolaşmaya başladı. Aslında durum habercilikten çıktı biraz magazinsel biraz,kurgusal bir duruma dönüştü. En iyi örneklerinden birine de dün Fox TV’de izlediğim haber ile şahit oldum. Haber özetle şundan bahsediyordu. Münevver karabulut cinayetinin sırrı 17 de gizliymiş.
23 adında güzel bir korku filmi vardı. Adamın yaşamındaki herşey 23 sayısına denk geliyordu. İşte bizim süpersonik habercilerimiz bu filmden feyz almışlar ve bu cinayetin şifrelerinin 17 sayısında saklı olduğunu öne sürüyorlar. Bu teoriyi çürütmeye gerek bile yok. Üstüne tartışmak bile haberde söylenenlere bir parça da olsa değer vermek anlamına gelmektedir. O nedenden ötürü yorumu size bırakıyorum.
Ben artık televizyonda böyle şeylerle karşılaşmaktan çok sıkılmaya başladım. Birileri bunun önüne geçmeli, seviyeli habercilik yapılmalı, doğaüstü senaryolar üretilmemeli ve en önemlisi hiçbir haberin suyu çıkartılmamalı. Bunları sadece bu cinayet haberlerinde gördüğüm için söylemiyorum. Son zamanlarda tüm yazılı ve görsel basın kendini saçma sapan bir yola sokmuş, o yolda kafasına göre iş yapmakta. Yaptıkları işleri de bize yutturmak için türlü türlü oyunlar sergilemektedirler.
****