Yokum hayat. Hiç olmadım. Olmamaya da devam edeceğim. Akla ilk gelen şeylerin olmadığını söyleyip konuşmaya devam ediyorum. Gençlik çağlarımda yani şu liseden üniversiteye uzanan ve üniversitenin bir iki yılına sirayet eden dönemde kendimi bir trende takipçisi olarak nitelendiriyordum. Nerde moda olan birşey, nerde etiketi olan birşey var direk benim üstümdeydi. Tabi o zamanlar ekmek elden su gölden dönemleriydi. Bir dediğimiz iki edilmemeye çalışılıyordu.
Üniversiteyi il dışında okumanın verdiği bir cesaretle ve aynı zamanda okuduğum bölümün zihni yapıma kazandırdıkları ile birlikte “artık yürüme vaktidir.” tribine girdim. Bu dönemde çok kitap okuyan dış görünüşüne çok önem vermeyen kısaca toplumun yaftası olan berduş bir insanı oynuyordum. Aslında okuduğum yerde burjuva çocuğunu oynuyordum. Özel bir yurtta tek kişilik bir odada kalıyordum. İstanbul’da ise berduş tribinde oluyordum. Ve o dönemlerin bana öğrettiği şey hayatı optimum seviyede yaşamaktı. Bana bütün kitapların söylediği o hayatı maksimumda yaşamalısın yalanına hiç inanmadım. Çünkü yoktu öyle bir durumum. Maksimuma çıkmak için bir süre minimumda yaşaman gerekir. Ve bu devinimsel bir süreçten ibarettir. Bir zaman maksimum olursun. Daha sonra yavaş yavaş normal seviyeye inersin çünkü senden de maksimum yaşayanlar vardır. O Yüzden maksimum bir süre sonra normalin altına inecektir. Tekrar yukarı çıkmak adına yine bir minimum yaşam süreceksin. En temizi basit olanı çünkü en güvenlisi o.
İşte dünya görüşümün minik bir kısmını bunlar oluşturuyor. Başlığa ve başa dönecek olursak söylemek istediğim anlatmak istediğim sadece toplumun var olan değer yargılarına yokum. Herkesin normal gördüğü bazı şeyler bana normal gelmiyor. Ben nedense toplumun geneli gibi düşünmüyorum. Örneğin ben varmısın yokmusunda 60 bin liralık teklife yokum diye o arkadaşlarla aynı nefesi soluduğum için bazen üzülüyorum. Varmısın yokmusun gibi bir televizyon programının yayınlandığı bir ülkede yaşadığım içinde, seda sayanlı pepsi reklamının yönetmeniyle ve proje koordinatörüyle aynı topraklarda yaşadığım içinde bazen durup düşünüyor ve intihara meyillenesim geliyor.
Bu yazıyı bir bütün halde buraya kadar getirebildim. Başka uğraşlara daldığım için koptum gittim. Bu nedenden ötürü bu yazıyı bir dizi yazıya çeviriyorum. Okuyan devamını da beklesin.
Beklemezse yahoo diye bir site mynet diye bir site hatta ve hatta friendfeed diye bir site var gitsin orda takılsın. Eğer toplumun geneline hitap eden birileri okuyorsa onlar ensonhaberi okusun.