Bugün berlin duvarının yıkılışının 20. yılı. İlk aklıma gelen şey ise o günlere dair izlediğim en güzel film olan elveda lenin. O günleri yaşamadım fakat film güzel bir kurgu üzerine kurulmuştu. Üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen bugün bir yerlerden bulup izlemek istedi canım.
Çük beyogluna gittik. Garsondan alkolsüz olan soğuk bir içecek istedim. Sanki ona küfretmişim gibi baktı bana. Yahu niye herkes gibi bende ATATÜRK‘ü içkiyle anmak zorundayım ki. Yada niye içki içmek gibi bir zorunluluğum olsun ki. koş bana soğuk bir portakal suyu getir. Ya da süt getir koçum ordan bana.
Domuz gribinden tırsmışım vesselam. Belirtileri bildiğim için insanları çok fazla gözler oldum. Nereye gidecek bu iş diye çok düşünüyorum. Daha yeni öğrendim bu hastalığın tedavisi varmış. Yakalanan her hasta ölmüyormuş yani .1000 de 1 miş ölü. Tamam o da kötü fakat benim gibi cahil biri için iyi birşeymiş gibi geliyor.
Stratejik yönetimde çevre analizi. hop hop samet pop samet diyoruz.
Dostlarla bir yere oturmak muhabbet etmek ev büyük zevkim hala. Ama kalamışı özledim. Ne güzel yayılırdık oralarda. Rasim çekmek için vakit ayırmak hedeflerim arasında. Sosyal medyalar hala tip tip insanlarla dolu. “Ama hala Atatürkün izinden giden 70 milyonuz” tarzı gruplara kıl oluyorum.