Hayatta herkesin yaşaması gereken bir mutluluk sanırsam bu olay. Geçtiğimiz haftasonu kardeşten öte güzel insan Çiğdem’in de böyle bir mutluluk töreni vardı. Bu nedenle güzel bir haftasonu geçirdik. Aslında o güne gelene kadarki süreci gün be gün takip ettiğimden ötürü o gün benim için çok farklı anlamlar taşımıyordu. Tabi ki kardeşimin en mutlu gününde onun mutluluğunu paylaşmak , onunla beraber olmak çok güzel şeyler hissettirdi. Fakat hani biriyle beraber hiç ayrılmadan 15 sene geçirirsiniz de o insandaki değişiklikleri farketmezsiniz ya bu nişan ve akabindeki evlilik hadisesi benim için biraz böyle bir anlama geliyor.
Monthly Archive for February, 2010
Onlarca arkadaşım askere gitti. Aynı oranda da asker eğlencesi yaptı. Bir tanesi olaysız geçti. O da değerli dostum Bulutun eğlencesiydi.
Bizim muhitteki tüm asker eğlencelerinde kesin bir olay çıkıyor. Nedeni ise çok basit. Alkol denilen meret şişede durduğu gibi durmuyor. Bir de bizim mahalledeki asker eğlencesine gelen veya gelecek insanlar sanki bilenipte geliyor. “koşun koşun şunun asker kutlaması varmış, gidelim biraz stress atarız.” Bütün günün stresini, boş gezmenin verdiği siniri birkaç yudum birayla birleştirip “büyük dağları ben yarattım küçüklerde ona özendi” triplerine girip ortalığı birbirine katıyorlar.
Artık bu durum bir gelenek oldu. Bu gelenek mahallede öyle bir yerleşti ki her eğlenceden sonra normal birşeyden bahsediyormuşuz gibi gece yaşanan kavgalardan bahsediyoruz. Yaralılardan falan bahsediyoruz. İlginç bir muhitte oturduğum kesin.
Eğlenmeyi bilmiyoruz ama eğlence olsun diye de bir tarafımızı yırtıyoruz. Bu durum sadece bizim asker eğlencelerimiz için geçerli değil. Bizim ülkemiz böyle vakaların cennetidir mutlaka. Zaten ben bugüne kadar hiç anlamamışımdır askere giden insanların böyle eğlenceler yapmasını konvoyla yollara çıkıp haber vermesini hep gereksiz bulmuşumdur. Özellikle o otobüsün önüne dikilip istiklal marşı okumaları o kadar yapmacık gelir ki. Okul zamanında istiklal marşından nasıl kaçarız derdine düşen insanlar o gün gelince bıraksan on kıtasını okuyacak hale gelirler.
Askere gidecek olanı havaya atarlar ama düşerken hiç oralı olmazlar.
O kadar uzun ve karmaşık bir yapıya sahip ki ingiltere yeraltı metrosu şuradaki sitede arkadaşlar metro haritası üzerinde çeşit çeşit hayvan figürleri çıkartabilmişler. Bunu bir de bizim ülkemizde denemeye çalışalım. Bizim ülkemizdeki metrodan ancak bir solucan yapabiliriz. Tabi kendimizi yormaya gerek yok oturur 62 den tavşan yaparız hiç komplekse girmeden olayı kapatırız.
Ne dert kalır insanda ne tasa. Yıllardır o insanların halini görüp imrenmişimdir. Belkide fakirlikten sürünüyorlar fakat karnaval zamanı olduğunda herkes sokakta herkes dans ediyor. İşte bu yüzden uzun uzun yaşıyorlar. Yılın belli dönemleri her yerde böyle eğlenceler olduğu zaman neşe dolar insan doğal olarak.
Karnaval tarihi Paskalya’ya göre değişiyor. Paskalya tarihi her yıl değiştiğinden karnaval tarihi de değişiyor; her yıl Paskalya’dan 7 hafta önce düzenleniyor. Geleneksel olarak Cumartesi, Pazar, Pazartesi ve Salı günleri yapılıyor. Bu dört günün iki günü 14 samba okulunun yarışmasıyla geçiyor ve festival alanı rengarenk görüntülere sahne alıyor.
Rio’da düzenlenen karnaval kayıtlarına ilk olarak 1723 yılında rastlanmış.
1723′ten beri her yıl böyle delirmişcesine dans ediyorlar. Özenip “bizim ülkemizde de olsun böyle şeyler” demiyorum. Çünkü daha öyle bir hoşgörü seviyesine ulaşamadık. Aynı zamanda o kadar doymuşluk seviyesine ulaşmış bir millet değiliz.
Karşısında böyle dans eden bir güzellik gören vatandaşımızın durumunu tarif etmek zor olmasa gerek. Erkekleri geçtim, kadınlarında Bu karnavalı hoş karşılayacağını zannetmiyorum. “Ben daha güzel oynarım” diye ortaya atlayan olacak, “Siz gelip burda teşhircilik yapıyorsunuz” diye dansçılara dalan olacak, “o sıkı bacakların sırrı ne?” diye soran olacak.
Bu okulların yarıştığı bir karnaval özelliğini taşıdığı için daha komik şeylerle karşılaşılabilir. Kızlarını dans ederken gören ve ona destek olan bir aileyi düşünelim. Annesini kızına figürler gösterirken, Babasını” çok fazla oranı buranı sallama” derken, yine annesini dans eden kızın ufak kardeşini kızın yanına dans etmesi için yollarken görebiliriz. Bunların hepsini Türkiye’de yapılacak olan bu karnavalda görmemiz mümkün olabilir.
Rio Karnavalını türkiyeden uzak tutacağımıza göre dileklerimiz bir gün oraya gitmeyi istemekle ilgili oluyor. Orda bulunmak, Gözlem yapmak, Sabaha kadar dans etmek isterim.Önümüzdeki 5 sene içinde gitmeyi planlıyorum. Vizede almadıklarını duydum. Kim tutar o zaman beni.
Kullanılası eklentiler İhtiyaç sahiplerine duyurulur
Firebug: web geliştiricileri için bulunmaz kaynak. Kendisi sitelerin kaynak kodunu göstermekle kalmıyor bunu site üzerinden düzenlemesini yapıp neyi nasıl yapmanız konusunda yardımlarını esirgemiyor. En gerekli firefox eklentilerinden biri olduğunu da açıkça söyleyebilirim.
Phoenix Editör: Bu arkadaş site üzerinde çalışan css leri ve özellikler js leri size gösteriyor ve bunları editlemenizi sağlıyor. Örneğin benim için özelliği şudur; site yüklenmeden phoenix içerde neler çalıştığını gösteriyordiğinde sitenin notunu veriyorum kuşku duyduğum bir js eklentisi gördüğüm anda o siteden kaçar adım uzaklaşıyorum.
Web Developer: Bunu anlatmaya gerek yok. Her eve lazım. Aslında firebug varken elim gitmiyor hiç web developer eklentisine. Neyse firefox eklentilerinden olmazsa olmazlarından biridir.
Search Prewiev: Google aramlarında sitenin görüntüsünü karşımıza getiren bu eklenti aradığınızı görerek bulmanıza yardım ediyor. Kısaca yine işe yarar bir eklenti.
Show İp: sitenin bağlı bulunduğu sunucuyu gösteriyor. Herkesin işine yaramaz. Ama bazılarının işine yarar.
Bunun ötesindeki eklentiler firefoxu şişirmekten başka bir işe yaramaz diye düşünüyorum. Eğer önemli gördüğünüz bir eklenti var ise burdan dinleyebilirim.
Az önce recep ivedik 3 filmi için sinema eleştirmenlerinin yaptığı yorumları okuyunca aklıma direk bu soru geldi.Bu insanlar sinemaya yıllarını vermiş, benim hayatım kadar film izlemişler, Yememişler içmemişler film izleyip araştırma yapmışlar.Fakat yine de saçma sapan yorumlar yapmaktan geri durmuyorlar.
ÇOK AZ GÜLDÜM, ESPRİ YOKTU
Cumhur Canbazoğlu (SİYAD): Hiç beğenmedim, diğer ikisinde en azından parıltı vardı. Çok az güldüm espri yoktu diyebilirim. Bu tür filmlerin para kazandırmaktan başka bir yere gideceğini sanmıyorum.
Bu yorumu yapan insan kesinlikle çok saygın biridir. Ama böylesine yüksekten yorum yapmak biraz şaçma geliyor bana. Mesela filmin para kazandırmaktan başka bir boka yaramayacağını söylemiş. Eminim gerisi de şahanı pek alakadar etmiyordur. Bu sinema eleştirmenleri nasıl yorum yapacaklarını ya bilmiyorlar ya da gerçekten alkollüyken yapıyorlar bu yorumları
Ben zaten sinema eleştirmenlerinin zenginlikten kendisine meşguliyet bulamayan ve sonunda film izleme manyağı olanlar topluluğu olarak gördüğümden ağızlarıyla kuş tutsalar bende ” hadi ordan seksi ” hissi uyanıyor.
Ben Kendim olarak recep ivediki yorumlarsam; Gülüyorum, belki yarılıyorum. Bu eleştirmenler gibi bir elimde puro diğer elimde de viskiyle filmi izlemiyorum. Bildiğin patlamış mısır ve su, duruma göre kola.
T. C. Anayasasının 146, 154, 155, 156, 157 ve 158. maddelerine göre Türkiye Cumhuriyeti’nde 6 adet yüksek yargı organı vardır. Bunlar; 1- Anayasa Mahkemesi 2- Yargıtay 3- Danıştay 4- Askerî Yargıtay 5- Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 6- Uyuşmazlık Mahkemesi’dir. (Sayıştay’a ise Anayasa Koyucu yüksek yargı organları arasında yer vermediğinden, Sayıştay yüksek yargı organı değildir. Hatta Sayıştay mahkeme hüviyetine dahi haiz değildir. (Anayasa Mahkemesi Sayıştay’ı somut norm denetimine başvurabilen bir mahkeme olarak kabul etmemektedir) ve bir kuruma Anayasa’nın yargı bölümünde yer verilmesi, o kurumu yargı yeri haline getirmez.)
Danıştay da, yukarıda sayılan 6 yüksek yargı organından birisidir ve “8 adet İdarî Dava Dairesi”, “4 adet Vergi Dava Dairesi” ve “1 adet de İdarî Daire” olmak üzere toplam 13 daireden oluşmaktadır.
Anayasa’da öngörülen Yüksek Mahkemelerden biri olan Danıştay, Anayasa’nın 155. maddesine göre, yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanısıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde etkin ve önemli görev yapan bir yargı kuruluşudur.
Bugün Danıştayın idari görevleri ile yargı görevi birbirlerinden kesin olarak ayrılmış ve her iki görevi yürütecek daireler birbirinden tamamen ayrı olarak kurulmuşlardır. Yönetimin yargı yoluyla denetlenmesi görevini, idare ve vergi mahkemeleriyle birlikte, Danıştayın dava daireleri yürütmektedir.
Günümüzde Danıştay, 1982 yılında yürürlüğe giren 2575 sayılı Danıştay Kanununa göre örgütlenmiştir. Bu Kanuna göre Danıştay, onikisi dava, bir idari olmak üzere onüç daireden oluşmaktadır. Bugün Danıştayda, Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeler olarak, 95 yüksek mahkeme hakimi görev yapmaktadır.
Danıştayda ayrıca, dava dosyalarını inceleyerek daire veya görevli kurullara gerekli açıklamaları yapmak, tutanakları hazırlamak ve karar taslaklarını yazmakla görevli, tetkik hakimleri ve davalar hakkında hukuki düşüncelerini bildirmek üzere savcılar bulunmaktadır.
Wikipedi den alınan bir yazı.
İşte bu kadar kudretli bir yargı organı bu danıştay. Katsayıdan, iett zammına kadar herşeyi kontrol edebilen bir kudreti var.
Vince Vaughn komedi filmlerinde görmek isteyeceğim insanlarda biri. Durum komedisinden ziyade ilişkide yaşanan komik durumları içeren filmlerde görmek istiyorum. Dün akşam dost meclisinde izlediğimiz film tam da böyle bir filmdi.
Film 3 çiftin arkadaşlıklarını, ilişkilerini, hayatlarını keşfedecekleri bir adaya tatile gitmelerini konu ediniyor. Yeri gelmişken öyle bir ada ve o ada üzerinde öyle bir otel var ise ben bütün hayatım boyunca orda bedava çalışmak istiyorum. Bu kadar güzel bir ortam yok dünya üzerinde.
Filme dönersek bu adaya gidip eğlenceli bir tatil geçireceklerini düşünüyorlar fakat hiç bekledikleri gibi birşey çıkmayınca eğlencelik durumlar ortaya çıkıyor. Filmin önemli mesajı çift olsanız bile tatilinizi bekarlara ait mekanlarda yapmak gerekmektedir.
Bir insan izlediği filmi hiç mi anlatamaz. Hakkaten ben yukardaki yazıyı okuyanların benim hakkımda ne düşüneceklerini merak etmekteyim gerçekten. Filmi alın izleyin bulamadıysanız bir yorum yazın mail adresinize linki gelsin.
İyi seyirler iyi eğlenceler.
Son 3 ayımı böyle bir iş ilanı veren bir şirkette geçirdim. Aslında ilk girdiğim zaman profesyonel bir yer olduğunu düşünmüştüm. Fakat bu düşüncelerim tam olarak 12 dk. sürdü. Daha sonrasında yanlızca ekibin kaliteli olması sebebiyle orada kaldım.
Şimdi şirket benim ve benim gibi ordan ayrılan elemanların yerini doldurmak adına yeni iş ilanları vermiş. Zaten orda bir ekip çalışıyorken bile eleman aramaya devam ediyorlardı. Bizim çalıştığımız masalar turnike gibiydi. Eğer kenarlıklara tutunmaz iseniz iki gün içerisinde kopar gidersiniz. Şöyle bir örnek vereyim. Ben 3 ay boyunca çalıştım tanıdığım insan sayısı 20 yi geçmiştir. Bu 20 kişiden sadece ikisi orda çalışıyor şu anda geri kalan insanlar yeni yüz. Gelelim iş ilanına; Daha önce hiç karşılaşmadığım bir iş ilanı. Özelliklere dikkat. Resimden göremeyenler için direk alıntı yapıyorum.
İşin Tanımı
Web ekibimize Photoshop ta seri web temaları hazırlayabilecek grafikerler, Tasarımları hızlı ve bozmadan sitelere entegre edebilecek, flash da Reklam banner ve animasyonlar hazırlayabilecek takım arkadaşlar arıyoruz. İş yoğunluğu benim için sorun değil diyorsanız kazancınızı katlamayı teklif ediyor ve başvurularınızı bekliyoruz
Aranan Nitelikler
-Logo, maskot, web reklam tasarımı ve seri tema düzenlemesi yapabilen İllüstrasyon ve photoshop çalışmalarına hakim Web Sitesi tasarımı yapabilen ve bunları kesip HTML formatına çevirebilen İstanbul Avrupa yakasında ikamet etmesi ( tercihen Esenler Tekstilkent e yakın yada ulaşım sorunu olmayan ) En az 2 yıl web yazılım programlama yada tasarım alanında tecrübeli Sektöre bağlı okullardan herhangi birinden mezun olmuş. Tercihen Sigara kullanmayan Not: Sadece İstanbul içi yapılan başvurular değerlendirmeye alınacaktırSigara kullanmaması
-İstanbul Avrupa yakasında ikamet etmesi ( tercihen Esenler Tekstilkent e yakın yada ulaşım sorunu olmayan
-En az 2 yıl web yazılım programlama yada tasarım alanında tecrübeli
-Sektöre bağlı okullardan herhangi birinden mezun olmuş.Not:Sadece istanbul içi yapılan başurular degerlendirmeye alınacaktır.
İnternet explorer her zaman firefox karşısında ezilir internet aleminde. herkes birbirine firefox kullan internetin keyfini çıkar nasihatinde bulunur. Tasarımcılarında en çok dert yandığı nokta internet explorerin yaptıkları siteyi bozuk çıkartığıdır. Şimdi ben deneyimlerimden yola çıkarak birkaç örnekle İE nin ne kadar gerçekçi bir tarayıcı olduğunu anlatmak istiyorum.
İE her kodunuzu baştan aşağı didik didik araştırır. Sizin gözden kaçırdığınız en ufak farkı size bir hata olarak gösterir. Bu bir çok tasarımcı için can sıkıcı bir durum olsa da olması gereken budur. Firefox ise sizin yapmak istediğinizi yalan yanlışta olsa size gösteren bir tarayıcıdır. Firefox tasarımcıların yanılgıya düşmesi için tasarlanmış bir tarayıcıdır. Kafasına göre açtığınız tagları kapatır. yanlış bir padding değeri verseniz bile o size sizin yapmak istediğiniz şeyi gösterir. Emin olun firefox gerçekçi bir tarayıcı olmaktan uzaktır.
Bunun yanında karşılaştığım bir diğer sorun ise firefoxun çok fazla şişmesi. Bu şişme sonucunda kasım kasım kasılması. Firefox bilindiği gibi otun bokun logunu tutuyor. Bu logları tutmamanın bir yolu elbet vardır fakat bunu sadece sörf yapmak adına firefox kullanan standart bir kullanıcı bilemez. Bu nedenle firefox o logları tutmaya devam eder. Bu da 3 5 tab açtıktan sonra firefoxun bilgisayarı yorması anlamına geliyor.İE de ise daha böyle bir sorunla karşı karşıya gelmedim.
Bunun dışında firefoxun açık kaynak kod olması nedeniyle binlerce eklentisinin olması onu tabi ki tarayıcılar aleminde İE nin üstüne çıkartıyor fakat yukarıda bahsettiğim özellikleri ile benim gözümden düşmüş bir tarayıcı oluyor.
not: Bu yazı Firefoxta yazılmıştır.


