menü

Monthly Archive for August, 2009

Facebook’ta varya böyle testler.  “Nasıl öleceksin?” sorusunun cevabını arıyor. İşte boğularak öleceksin, yanarak öleceksin, seks yaparken kalpten gideceksin, tuvalette sıçarken götün yırtılacak ve kan kaybından öleceksin. Hatta ve hatta intihar edeceksin gibi sonuçlar çıkıyor.

Bunu kim yapmış olabilir. Tabii ki bizim Türkler. Şurda gördüğüm haber aklıma getirdi bu testleri. Ölen kişinin facebook’a nasıl öleceğini yazdı diyor. Kesin o testlerden birini çözmüştür.

Herif hızdan gitmiş. Dikkat etmek lazım böyle testlerden uzak duralım yoksa allah muhafaza tuvalette taklaya gelirsiniz.

Hep en iyi tasarımlar üzerine yazılar yazılır. Fakat bugün internette var olan en kötü 20 webtasarımına şahit olacaz.İşte tam şurada gördüğüm web siteleri cidden berbat görüntülere sahip. Merak ettiğim bunu bilerek mi yoksa bilmeyerek mi yapıyorlar veya  yaptılar. Zira bedava verilen temaları  kullansalar bunlardan daha iyi sonuçlar ortaya çıkarılabilir.

Türkiye’den de birkaç örnek biliyordum. Mesela ilk olarak www.faydalitaslar.com siteye girdiğiniz vakit üç saniye dayanamıyorsunuz.

Yine bir Türk şahsın kendine ait bir sitesi var o da allahlık bir durum.

Bu ve bunun gibi siteler hala yaşamakta ve böyle yazılara konu oluyorlar. Kötü tasarımları işe yarıyor bazen. Eğer öyle kötü olmasalardı biz sitemize ne yazacaktık.

Tweetvalue: Gereksiz bir twitter uygulaması   Yaptığı iş twitter hesabınızın değerinin ne olduğunu gösteriyor.  Hemen kendi hesabımın değerini merak ettim. 13 avro imiş benim twitter hesabım. İyi paraymış satsam mı acaba.

Twitpic: Anında fotoğraflarınızı ekleyebileceğiniz bir twitter uygulaması. Twitter hesabı ile giriyorsunuz. Çektiğiniz fotografları yayınlamakta kullanabileceğiniz güzel bir uygulama.

Bubble Tweet: Takipçilerinize video eşliğinde merhaba demenizi sağlayan bir twitter uygulaması. Webcam vasıtasıyla çekeceğiniz  veya daha önce çekilmiş bir videoyu takipçilerinize gönderiyorsunuz. Sizi takip edenlerde gerçekte neye benzediğinizi görmüş oluyor. Hoş bir atraksiyon olabilir.

Twitgoo: Ynie twitpic tarzı bir uygulama. Sloganımız şu “neye bakıyorsun?” twitter ile anlık vaziyetinizi bildirdiğiniz gibi twitgoo da anında gördüğünüz fotografları yayınlıyorsunuz.

Burda bahsettiklerim benim gözümü kestirdiklerim olduğunda açıkladığım. Açıklamadığım  44 twitter uygulamasına şuradan ulaşabilirsiniz. Fakat dikkatimi çeken konu internet yaşamımızın büyük bir bölümünü twitter, facebook, friendfeed gibi sosyal ağlarda geçirdiğimizden ötürü bu tür uygulamalar bizi sosyal ağlara daha çok bağlıyor.

Fazla bağlanmadan sadece eğlencelik seviye tutmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Yine bir  Şafak sezer performansı izledim bu akşam. Bu insan evladının oynadığı filmleri gerçekten beğenerek izliyorum. An içerisindeki tüm sıkıntılarımı alıp götürüyor. Herşeyden sıyrılıp çok kaliteli olmasa da başarılı esprilere kahkahalarla gülüyorum.

ads__z

Filmin çok kısa bir konusu olduğunu yani öyle uzun uzadıya konuyu çözmeye çalışmayacağını söyleyebilirim. Zaten tabii olarak hiçbir türk filminde uzun bizleri düşündürücü konu olmasını bekleyemeyiz. Beklersek hata yapmış oluruz. Bugüne kadar hiçbir Türk filminde kafa yorup filmin sonunu merakla beklediğim olmamıştır. Birgün öyle bir film yapılırsa hoş karşılarım yani.

Filme dönelim. Şafak sezer ile Alp kırşan birlikte eğlencelik bir gezi yapıyorlar. Normal olarak başlarından enteresan olaylar geçiyor. Bu olaylar sırasında yapılan esprilerle film geçiyor.

Film çok fazla gişe yapmadı fakat benim için dolabıma dvd si konulacak filmler arasına girmeyi başardı. Bunu başaran beş altı filmden biri artık Kadri’nin Götürdüğü Yere Git.

“Mutluluk Kumkuması” diye bir tabir öğrendim.

Az iç Mendebur az iç ZOom olacan.

Üzerimdeki stress sıkıntı dert tasa yüzünden aynaya dönük bakmaz olmuşum. Bu ne bohem bir hayat olmuş. İnsan insana böyle eziyet yapmaz vallahi. Bu iletiden sonra herşey değişir mi değişmez mi bilemem ama yinede büyük bir başarı sergiliyorum.  Sorunu bilip ona göre hareket etmek için çabalıyorum.

Millet hayat yaşıyor, sevgili ediniyor, sevgiliden ayrılıyor, kocasını aldatan, karısını döven, üniversite okuyan, kopya çeken, banka hortumlayanlar, milyarlarca lira kumar borcu olanlar sıkıntı etmiyor da ben neyi sıkıntı ediyorum hiç anlamış değilim. İş dediğin şey illaki bulunur.

Offfffffffffffffffffff diyerek içimdeki tepeleri yıkmak geliyor içimden.

mac_izleme

Bugün kamuya açık bir yerde maç izleme gafletinden bulundum. Beşiktaş- Gençlerbirliği maçıydı. Normal olarak izleyenlerin neredeyse tamamı Beşiktaş taraftarıydı. Uzun zamandır Beşiktaşı izlemiyordum fakat söylenenlerinde bu kadar gerçeği yansıtacağını düşünmemiştim. Takım diye bir şey yoktu ortada. Herkes uykudan yeniden uyanmış gibi oynuyordu.

Fakat şimdi burda Hıncal Uluç yorumu yapmayacağım. Benim değinmek istediğim mevzu yaşadığım tecrübe üzerine. Maçı izlemek için oturduğum koltuğun sağında ve solunda oturan iki tane ateşli taraftarın konuşmaları sinirlerimi zıp zıp zıplatıyordu. Hacı abiler o kadar bilenmişler ki her yanlış atılan toptan sonra etmedikleri küfür yazmadıkları senaryo, vermedikleri taktik kalmıyordu. Özellikle solumdaki hacı abinin topçuların kazandıkları paraya fena halde taktığını anladım. Her topa değişinde “ulan onun bunun çocuğu o kadar para alıyorsun oynadığın topa bak” gibi cümleler kuruyor.  Özellikle verdikleri taktiklerle beni yardılar.

Ben maçtan koptum hacı abileri dinlemeye koyuldum. Bakalım yaratıcılıkları nereye varacaktı.  Birde işin komik tarafı iki hacı abide bana bakıp “şunun oynadığı topu görüyormusun” gibi cümlelerle beni de alevli bir taraftar haline getirmeyi düşünüyorlardı. Fakat ben için için gülerek fakat yüzümde büyük bir hassikktir ordan ifadesiyle takıldım tüm maç boyunca. Maçın sonuna doğru hacı abilerin sinleri daha çok arttı. Çünkü skor hiç tatmin edici değildi. Bende sonunda dayanamadım kalktım ortamdan uzaklaştım.

Böylece enteresan bir maç tecrübesini kazasız belasız atlatmış olduk.

Ama son olarak hacı abilere katıldığım noktayı belirtmek isterim. Başlıkta da belirttiğim gibi “senden topçu mopçu olmaz lan!”

Kendi alan adıma sahip olduğum günden beri server server gezdim dolaştım. İlk olarak zaten serverla çok fazla işim olmaz diyordum. Aslına bakılırsa ilk zamanlar zaten siteyi açma amacım başka başkaydı. Kendimi bir internet milyoneri olarak gördüğümden girdim bu işlerin içine. Daha sonrasında işi ciddiye almaya başladım. O sıra sitemi başka servera taşımaya karar verdim ve bir araştırma içine daldım. Hangi hosting firmasından alalım. Kime güvenilir ? Kim daha uygun ? Kimin  hizmeti sınırsız ? Kimin ufak puntalarla yazılmış kurallarında “aştığınız her bant için ücret kesilir.” yazmıyor?

Bu soruları sorduktan sonra birçok ufak çaplı hosting şirketini eleyebiliyorsunuz.  Daha sonra işin içine püf noktalar giriyor. Mesela hosting sunucuları Türkiye’de mi yoksa yurtdışında mı barındırıyor? Bunun yanında ufak olmasıyla beraber yine tercih sebebi olabilecek bir faktör; Sunucu windows mu yoksa linux tabanlı mı?

Soruları tek tek sıraladıktan sonra artık cevapları srıalayın ve artıları eksileri oranlayın. (tamam olayı biraz ulusal güvenlik sorunu gibi anlatıyor olabilirim ama websitenizi yayınlamak ve daima açık olabilmesi için iyi bir sunucuya ihtiyacınız  var.)  Yukarıda sıraladığımız sorulara ben kendi düşüncelerim doğrultusunda cevaplar sunacağım.

  • İnternette kimseye güvenilmez.
  • Pahalının vardır kıymeti ucuzun vardır illeti.
  • Sınırsız hizmet bir  tek hayat mektebinde olur!
  • Ufak puntalarla açıklama yapan tüm şirketlerden kaçın. Özellikle sözleşme yaptırmaya çalışan dev dinozorlardan.
  • Yurdumuzda olması bir nebze daha yararlı Fazla yol katetmesin siteye giren dostlarımız.
  • İçine ne koyacağına bağlı bu linux windows olayı. eğer blogcu olacam diyorsan tabiki aslanlar gibi linux tabanlı bir server.
  • Deneme yanılma yöntemi hostinglerde idealdir. Fakat deneme sürenizi 1 yıla sabitlemelisiniz. Yoksa paranızı boşa dökersiniz.
  • Uptime süreleri tüm serverlarda neredeyse aynıdır ve hala hangi akla hizmet üzerine basa basa söylerler anlamam.
  • Eğer blog yazarı iseniz ve bu işi devamlı surette yapacağınızı düşünüyorsanız; size tavsiyem veritabanını sınırsız veren hostinglere yönelin.
  • Beleş hostinglerden kaçın. Bana gelin ben vereyim ama onlara gitmeyin.
  • Hosting için yapılmış yorumları sakın okumayın. Kesinlikle objektif yorumlarla karşılaşmayacaksınız. Ya itin götüne sokarlar ya da padişah yaparlar. Aman diyim.

Kendi düşüncelerimi de nacizane açıkladıktan sonra  Önerebileceğim bir iki hosting şirketinden bahsetmek istiyorum.  Uzun uzadıya anlatmayacam İsimlerini ve cisimlerini vermem yeterli olacaktır sanırsam

Bunlardan ilki Değerli dostum güzel insan Ersan Ballı tarafından yönetilen server. Hiçbir sorun yaşamadan bir hostinginiz olsun istiyorsanız. www.kesanportal.com sitesine girip ulaşın. Her türlü yardımcı olacaktır. Samedus gönderdi derseniz iyi yapmış olursunuz.

Bir diğer hosting firması ise şu an için samedus.com u barındırdığım rodosweb. Bazen sorunlar yaşasakta bazen problem çözümleri birkaç güne patlasada çok memnunum. Maillere  hemen cevap vermeleri sevindirici bir olay. En güzel yanı çok kompleks olmaması. Sade ve Basit.

Son olarak birçok yerde adını duyduğum ve karşılaştığım bir şirket turhost.com İçini içeriğini bilmiyorum fakat fiyatları uygun ve yansıttıkları imaj açısından sevdiğim bir hosting firması.

Yazıyı bitirmeden alan adı ve hosting sahibi olmayı düşünen arkadaşlara tavsiyem alan adı ile hostingi aynı yerden almayın. Alan adını Natro.com dan başka bir yerden almayın. Başarılı bir şirket.

“Benim neyim var neyim yok, asıl benden dinleyin. Unutmayın ki zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış. Açıklıyorum! Seyrantepe’de 1.5 dönüm arsa üzerinde kebap salonu, TV binası, Tatlıses şirketler Grubu binası, By Tatlıses Giyim’in atölyesi ve mağazası var. Demirciköy Alarko Sitesi’nde bir villa, Seyrantepe Oyak Sitesi’nde 3 daire, şanlıurfa’da 1 daire, yine şanlıurfa’da 3 dönüm arsa, ızmir Narlıdere Folkart Evleri’nde 1 daire, Hadımköy Günışığı Konakları’nda ise 1 villa bulunuyor. Ayrıca 1 tekne, 2 sürat motoru, Bodrum Bitez’de 48 daireli Tatlıses Paradise apartları ve içinde 1 villa, Bodrum Bitez’de 6.5 dönüm üzerine denize sıfır 26 odalı Golo Beach Hotel, yine Bodrum Bitez’de 6.5 dönüm arsa, Kuşadası’nda 8 dönüm üzerine 6 katlı 157 odalı 314 yataklı Tatlıses Otel, İstanbul’da 5 kebap salonu, uydu kanalı ve D-Smart’ta yayında olan TV kanalı, ayrıca birçok ilde ulusal yayın yapan Tempo TV… Yani iki televizyon kanalım var. Saygılarımla…”

Bu da insan ben de insanım. Adam çalışmış yapmış. Nazar etmeyelim N’olur çalışalım bizim de olur.

Biliyorum ufak bir miras gibi görünüyor fakat baştan sona hızlı bir şekilde okuyunca “yuhhh a.q” diyorsunuz cümlenin sonunda.

tatil yöerelerinde çok fazla işe yaracağını düşündüğüm bir icat bu. Transformers diyebiliriz kendilerine. Üç dört aşamada palet veya ayakkabı şekline gelebiliyor. Fiyatı eğer ucuz ise seneye kendime bir tane almak isterim. Bütün gün boyunca ayağımdan çıkarmam. Her an herşeye hazırlıklı insan modunda takılmak gerektiğini düşünüyorum.

Kendi kitaplığımı satılığa çıkartıyorum. İçerisinde 150′ye yakın seçkin kitapları içinde barındıran bu kitaplığı isteyen birine çok uygun bir ücrete devretmeyi düşünüyorum.  İlgilenenler samet.demircan@gmail.com adresine bir mail atsın yeter.

Satmamın nedenine gelince yeni kitaplar için kaynak, kitaplık oluşturmanın gereksizliği ve şu anda içinde bulunduğum ruhsal durumdan ötürü böyle bir karar verdim. Gerçekten ilgilenenler içinde şimdi kitap listesini hazırlıyorum aralarında seçtiğinizi de alabilirsiniz.