menü

Monthly Archive for July, 2009

vaziyetler tatilin bittiğini işaret ediyor. Artık istanbul yoluna çıkma vaktidir. buradaki kısa tatilde yagmurda gördük, kavurucu sıcaklarda.

şu anda   kullandığım klavye f düzeninde olduğundan burada kesiyorum konuşmayı. son olarak bu site bir bozulup bir düzeliyor. artık idare edin…

Bir hafta sonra bütün cümlelerimin başına bunu getirmeyi planlıyorum. Yarın sabah itibariyle karadenizin en ucuna bir seyahat yapıyorum. Geride başarıyla sonuçlandırılmış projeler, başarısızlıkla sonuçlanmış projeler, karmaşa, hesaplar bırakarak tatile çıkıyorum.

Geri döndüğümde herşey bıraktığım yerde kalır diye ümit ediyorum. Bütün bir sene çift taraflı çalışmanın verdiği yorgunluğu nasıl çıkartacağımı düşünerek geçen vakitlerin yanında alışverişte istediğimi alamamanın verdiği hüzünle İstanbuldan ayrılacağım. Ne çok 43 numara insan varmış bu Türkiye’de.

Son olarak gidip dönmemek, dönüp bulmamak var. Herkese hakkı bende yana helal olsun.

Yalan dolan uydurma haberle ilk defa karşılaşmıyorum fakat bu sefer canlı canlı izledim.  Televizyonda haberleri izlerken kanal 7 haberde pazar günü koşulan Motogp Almanya grandprixi ile ilgili bir haber hazırlamışlar.  Aslında pek hazırlamamışlar derlemişler diyelim.

Haber özetle şöyle  Almanya grandprixinde kan gövdeyi götürdü. Motorlar havada uçtu. Yarışta düşen düşene. Sanarsınız yarışta katliam olmuş.  Ama hem görüntülerin hemde söylediklerinin yüzde 70 i yalandı.

Doğru olan kısımları yarışı valentino rossinin kazandığıydı.  Bunun yanında görüntülerde doğru olan kısım ise de punietin motorundan düşmesi de doğru bir görüntüydü.

Gülmekten yarılmama sebep olan ve haberciliğin düştüğü durumdan dolayı üzüntü yaşamama neden olan olay ise Dani Pedrosanın yarışta motordan düştüğünü ve bunun sonucunda parmağını kırdığını söylediler.  Ama ben yanlış yarışı izlemediysem dani pedrosa yarışı sapasaglam ve dördüncü olarak bitirdi.  Öyle motordan falan düşmedi . Yine yarıştan diye gösterdiği  sahnelerde hiç yarıştan sahneler falan değildi.

Son olarak şunu söylemek isterim.  O haber servisinde hiç kimse o yarışı izlemedi mi ? O yarışa dair kimsenin bir bilgisi yok mu? Yoksa cidden yapılacak başka haber yokta bu yalan dolan haberleri şıkıştırıyorsunuz.  Haber saatini doldurmak adına böyle ucuz şeylerin peşinde koşacağınıza haberleri yarıda kesseniz daha iyi.

Daha da izlemem o kanalı hiçbir sebeple.

Tatil planları, sıcak havalar, ter içinde geçirilen günler, iş peşinde koşulan saatler, huzurlu ve rahat bir nefesin alınamadığı günler geceler geçiriyorum. Terli kollar ve eller yüzünden yazıya dökemediğim maceralarımın yapışma pahasına da olsa aktarmayı uygun buldum. Hep iş hep iş olmaz oyun bahçemi de ihmal etmemek gerekir diye tartıyorum kafamda.

İş peşlerinde yorulmaktan koşmaktan haliyle artık merdivende birkaç adım atmanın verdiği rahatlıkla parmak uçlarına basarak denizi kumu güneşi görmeyi başardık. Bunu başarmışken artık bu heyecan bu istek bu bedeni yönlendirir ve çok güney olmasa da bulunduğum koordinatlara göre güneyde bir tatil planı yapmaktayım. İşten güçten sıyrıldığım nadir anlardan olacağını tahmin ederek kendimi avutuyorum.

İş güç demişken varlıklı insanlar peşinde, varlıklı olduklarını bilmeden ezilip büzüldüğümü düşünerek iç geçirmekteyim. Neyse eksik yok fazlasının peşindeyiz.

Kendi gündemime dair anlatabileceklerimin bir kısmını anlattıktan sonra severek takip ettiğim takımın formalarını merakla beklerken birden fareyle karşılaştım. Ben herzaman olduğu gibi bir dag beklediğimden karşıma böyle şeyler çıkınca birden “ne oluyoruz ulan” tribine büründüm.

Tatil havaları çalıyor artık winampta düşünecez artık ilerisini gerisini.

Bu gece, bundan önceki gece, ondan önceki gece ve daha önceki günler bu saatlerde hep ayaktayım hep birşeylerin peşindeyim. Üniversiteden bu yana doğru düzgün 12 de uyuduğumu hatırlamıyorum. Bunu ertesi günden bir beklentisi olmayan bir insan olmama bağlıyorum. Amaçsız değilim fakat günlerin gecelerin benim için bir önemi yok ikisini birbirinden ayıran birşey olduğunu düşünmüyorum.

Gecenin sessizliğinde kitap okumak yazı yazmak çizgi çizmek beni rahatlatıyor. Uykudan gözlerimin kapandığı ana kadar ayakta durmaktan zevk alıyorum. Çok kötü olduğunu, gözlerimi çok kısa sürede kaybedeceğimi yani bozuk görme başlayacakmış o anlamda. Bunların hepsinin farkındayım.

Birgün dur diyecem fakat bunun zamanını kestiremiyorum. Şimdilik böyle iyiyim. Gece nöbetçisi olarak başka birini tayin etmek istiyorum.Adayları buradan görelim.

Bunun dışında yaşamsal fonksiyonlarda çok fazla bir değişiklik olmadığı aşikar. Tek farklı aklımdaki bir projeyi hayata geçirmek üzere olmam. Ama ilk olarak Müftülüğe birkaç soru sorup onlardan onay almam gerekecek. Zira onlar fetva vermezse zinhar girmem bu işe.

Öss birincisinin başarısının formülü duvarlara formülleri yazmasıymış. Bırakın gidin lan. Bizi mi yiyor o velet.  Onun maksadını ben ve benimle beraber aynı sınıfta okuyan değerli dostlar iyi bilirler. Eleman üniversite sınavlarına hazırlık yazıyor. Orada kopyaları duvarlara yazacak başka yolu yok. Onun için bugünlerden idman yapmaya başlamış. Daha düzgün nasıl yazılır? Ufak yazabiliyormuyum? Ne kadar çok şey sığdırabilirim? Aklından geçenler bunlar. Eğer yalansa ben birşey bilmiyorum.

Biraz dikkatli incelerseniz kesin kendince kod geliştirmiştir. Harflerin yerlerini değiştirerek formül süsü vermiş. Öss birincilerini hiç sevmem ama eğer düşündüğümü o da düşünmüşse çok akıllı adammış vesselam.

Şimdi gelelim bizim kopya duvarımıza. Benim okuduğum süleyman demirel üniversitesinde sınıflardaki duvarlar beyazdı. Bu nedenden ötürü güzel kağıt görevi görüyordu. Biz sözel bir sınıf olduğumuz için yazacağımız şeyler öyle ufacık tefecik formüller olmuyordu. Baya baya notlardan pasajlar yazıyorduk duvara. Kendimi sıyırayım. Çünkü kopya çekmek marifet olduğu halde ben çekmezdim. Hayır o kadar yazıyı yazmaya üşenirdim. Yoksa korktuğumdan değil.

Neyse öyle böyle bitirdik gitti okulu. Ama elimde o günlere dair belgeler var. umarım bir gün arşivin tozlu klasörlerinden çıkartır burada yayınlarım.

Gezip gördüklerimi biriktirip bir bir arşivime eklemeye geldim. Hepsini aklımda tutacağıma sitem tutsun bizde ondan yararlanalım.

Az olabilir ama tek tek yazmaktan daha mantıklı gördüklerimi duyduklarımı böyle yazmak daha mantıklı. Bu arada samedus.com a bir haller oluyor anlamadım. Hem hitleri düşüyor hem alexa sırası geriliyor. Ben mi yavaş kaldım yoksa diğer siteler mi atağa geçti çözemedim.

Tabi yaz geldi okuyucular azaldı. Tabi olarak bizimde izlenme oranımız düştü.

Wordpress hali hazırda seo için biçilmiş kaftan özelliğini taşımaktadır. hem eklentileriyle olsun hem başlık yapılandırmasıyla olsun, hem de  yapısı itibariyle arama motorlarının zevkle içinde dolaşabildiği bir içerik yönetim sistemi olarak dikkat çekmektedir.

Şimdi buradan birkaç teknikle wordpressinizi google,yahoo, bing gibi arama motorlarıyla  nasıl çok yakın ilişkiler içerisine sokabileceğinizi anlatmaya çalışacağım.

İlk olarak klasik başlangıç  Kalıcı bağlantılar(permalink) ayarlaması.  arama motorlarına yazdığınız yazının başlığının aynen geçebilmesi için özel yapılandırma seçeneğini seçip orada da  yanlızca /%postname%/ şekline getiriyorsunuz.

Bu hareket yazdığınız yazıların kolayca arama motorlarında görüntülenmesine yardımcı oluyor.

Devamı ‘Wordpress Seo Yapılandırması’

Wordpress kullanmayı seviyoruz onu kullananları ve geliştirenleri de seviyoruz. İşte tam şurada 13 tane wordpress siteleri sergisini göreceksiniz. İlham kaynağı olabilir. Zira bana böyle sitelerin epeyce yardımı oluyor.

Özellikle bir zamanlar welovewp.com un ve bestwebgallery.com un daimi takipçilerindendim. Oradan gördüğüm şeyleri kurarak derleyerek esinlenerek bir yerleri vardım. Fakat bugünlerde bir durgunluk içersindeyim. Onu da yoğunluğa veriyorum.

Hayatımda gün boyu yapmadan duramadığım bazı alışkanlıklarım oldu hep. Çoğu insanın böyle alışkanlıkları vardır. Fakat bunları yaparken zevk alırlar mesela uyandığı gibi duşa girmek Bu kimisi için bir zevk kimisi içinde bir zorunluluk olabilir. Benim için ise üşenerek yerine getirdiğim bir görev gibi ama yine de bir alışkanlık.

Benim günümün iş saatleri internette dolayısıyla bilgisayar başında geçiyor. Ve bu süre içerisinde yapmadan edemediğim bazı alışkanlıklarım vardır. Bunlardan ilki milliyet.com.tr yi ziyaret etmektir. Biliyorum habere ulaşmak adına çok verimli bir kaynak olmayabilir. Tasarımı da çok hoş bir site olmayabilir fakat ben ne hikmetse o siteye girmeden ordan birkaç haber okumadan hiçbir günümü geçirmedim.

Bunun yanında girmeden edemediğim iki site daha var bunlardan biri şu sıralar sıkça kullanmaya başladığım friendfeed, diğeri de gezip görüp birşeyler kapacağımı düşündüğüm smashingmagazine.com.

Gün boyu internet başındayken bu sitelerde vakit geçirmez isem birşeyleri eksik bırakmış olduğumu düşünürüm.

Onun dışında geri kalan zamanlarda yapmadan edemediğim alışkanlıklarımın başında ise sarı yapraklı defterime birşey karalamak geliyor.  Kafamda oluşturduğum şeyleri oraya yansıtmak üzerimden büyük bir mutluluk ve huzur veriyor bana.

Şimdiye kadar anlattığım şeylerin arasında yemek, müzik dinlemek, spor yapmak, kitap okumak, gibi şeylerin olmaması onları yapmadığım anlamına gelmesin. Fakat onlar için ” yapmadan uyuyamam.” demiyorum. Çünkü kitap okumadan müzik dinlemeden hele hele spor yapmadan geçirdiğim günleri toplasak baya bir eder.

Benim anlatmak istediğim alışkanlıklarım yapmadan az veya çok zevk aldığım fakat gerçekten kronik hale gelmiş alışkanlıklar.

Allah size de nasip etsin böyle alışkanlıklar. Ama size hepsinden zevk almayı nasip etsin.