3 September 2010

WordPress Aşıkları için birbirinden güzel wordpress püf noktaları burada toparlanmış keyfini sürelim hep beraber. Herkes öğrensin wordpressi

25 August 2010

Bu yoğurtu kesinlikle Türkler bulmuş. Başka türlüsünü iddia edenler haybeye konuşuyorlar. Böyle bir uyku ilacını başka bir milletin üretmesini kimse beklememeli bence. Benim ülkem benim coğrafyam böyle bir yiyeceğin ortaya çıkması için bulunmaz bir yer.

Binlerce yararı, ıvırı zıvırı olabilir falan ama temelde yoğurt çok etkili bir uyku ilacıdır. Benim memleketimde uykunun, uyuklamanın, şekerlemenin tavan yaptığı bir ülke olduğundan yoğurt bizi derinden etkiliyor. Bugün yoğurt mağduru olduktan sonra anladım bu olayı.Yalnız yanlış anlaşılmasın yoğurt gece uyuyabilmek için etkili değildir. Şekerleme için birebirdir. Başka türlüsünü düşünmeyin. “yok ben bu gece bir kova yoğurt yiyim rahat rahat uyuyayım.” niyetiyle yemeye başlarsanız bir sonuca varamazsınız. En güzeli şöyledir. Yoğurtu yersiniz sonra rahat ettiğiniz bir yere uzanırsınız ve uykunun gelişini karşılarsınız.  Ama öyle saatlerce uyumayı beklemeyin. En münabetsiz anda sizi uyandırır. Bu yazı da o münabetsiz zamanda uyandıktan sonra yazarsınız.Bundan öncede çok acı tecrübelerim vardır. Bir keresinde akşam 9 gibi yoğurt etkisiyle uyuduktan sonra gece yarısı 02 de uyandığımı hatırlıyorum. Uyandıktan sonra devamı gelsin diye bir kase yoğurt yemiştim fakat ters etki yapmıştı.

Atalarıma sevgiler gönderiyorum böyle birşeyi türk mutfağına kazandırdıkları için.

16 August 2010

Eğer ben iki senedir blog yazıyorsam ve bu zaman içerisinde bu blogun görüntüsü sittin defa değişmişse işler yolunda gitmiyordur. Eğer ki bu bloga yazı eklemeyeli 2 haftadan uzun bir süre olmuşsa işler tersine dönmüş demektir.

Artık işleri yoluna koymanın vakti geldi diye düşünmekteyim. 736 defa. Buna artık hayatta önemli olan tek bir kişi bırakmayarak başlayabiliriz. Hakkaten dostlar şu hayatta en önemli dediğiniz şey ne kadar önemli ki? ( oruç tutarmış gibi yaşamanın bünyeye etkileri. olarak adlandırabiliriz bu hastalıklı düşünceleri. )

Peki bu sıcaklar bize neler kazandırdı millet olarak ? artık sudan korkmuyoruz. Buruşana kadar denizin havuzun veya güzel bir küvetin içinde durmayı istemeyecek bir tek insan evladı çıkıp gelemez karşıma diye düşünüyorum. Bugün bu yazıyı buraya eklediğim sıralarda sırtımdan süzülen ter damlalarının sayısı 15 i bulmuştur tabi bunlar hissettiklerim. ( sıcak havaların yarattığı beyin haşlamasının sonucu ortaya çıkan buhar etkisi )

Sonuç olarak ki bu yazdıklarımı bir haznede toplamak ve bir sonuca erdirmek mümkün olmasa da anlatmak istediğim şu wordpress üç e geçti. bana da bu görüntüden kurtulma yolu göründü. silkinme vakti geldi. sıcaklarla yaşamayı öğrenmeyi öğrenmem gerektiğini idrak ediyorum. Hayırlı geceler.

4 August 2010

Kişisel bir blog tadının artık kabak tadıyla eşdeğer olduğu günümüz dünyasında vuruş sayısını arttırabilmek adına arkadaşlarımla yeni fikirler üretelim istiyoruz.

Bu arkadaşlar Kimler Mi ?

Peki Neden? Sitemizin mütevazi okuyucu ve seyreyleyici kitlesi her girdiğinde “bu düdük makarnası da artık hiçbir şey yazmıyor.” demesin. Tabi bunun yanında bilgisayar başına oturup birşeyler yazdığıme çizdiğime göre “bu herif yaşıyor, nefes alıyor, sağlıklı, bir sakatlığı da yok belli.” gibi yorumlar yapanların içini rahatlatmak gerektiğini düşündüğümüzden bir çözüm yolu arıyoruz.

Aklımıza ilk gelen şey magazin haberleriyle neşeli bir ortam yaratmak oldu. Yazımı kolay, yazdığın şeylerin doğru olması gerekmiyor, kaynak çok, masrafsız, dertsiz, tasasız en önemlisi ise eğlenceli.

Bir dakka düşünüp hayal edin giriyorsunuz siteye siz samedus hakkında birkaç bilgiye ulaşırız diye düşünürken onun ağzından yazılmış magazin haberlerini görüyorsunuz.

Lerzan Mutlumu  bikinici Faik’ten üç adet gesitring bikini aldı !!!!

Arda Kurban sevgilisi füzem SobaAl ile sinemada son yağ sökücü filmini izlediler. Öğrenci biletiyle !!!!

Umudunu yitirmeyen ev kadınları dizisine büyük transfer. kadırgalı Sedayı Sayın Desprıt hazvays dizisinde Oynayacak !!!!

Işık var gibi görünüyor. Artık arkadaşlarla çalışmalarımızı hızlandırmamız lazım. En iyi hizmet için  uğraşıyoruz.

27 July 2010

Yaz döneminde tatile giren diziler gibi oldu bizim hayatta. Temmuz ayı itibariyle yok arkadaşlar geldi, yok kına telaşı, yok ev yetişmedi, yok nikah telaşı, yok evcilik oyunu derken, bu telaşların ardından gelen kısa süreli tatilin hayaliyle bütün bu sıkıntılara katlanıldı. herşeyi yerli yerine koymasını beklediğim tatil, tam tersi herşeyi berbat eden bir aktivite olarak arşivlerde yerini aldı.

Sen git tatile her geçen gün suratın bir karış daha düşsün ben gün sonunda surat beş karış olarak gel istanbula aldığın iki haberle yumruk içinde kal ve gel evine hayatına devam etmeye çalış.

Tatiller Deniz kum güneş üçlüsüyle bilinir benim tatilim ise hüzün,keder,aldatılmak üçlüsüyle anılacak.

Hissiyatları dile dökme dönemi kapanıyor mu diye kendi kendime sormaktayım. Yazılacak o kadar konu okunacak o kadar şey var iken buradaki darbe sayısını arttıran şeylerin objektifime takılanların bileşimi olması biraz manidar. Onların da anlattıkları şeyler vardır mutlaka fakat kaleme alınan manzumenin tadını hiçbir zaman vermez vermeyecektir.

Peki hissiyatlar nedir ? Bırakın onu benimle aynı dertten muzdarip olan Nahnu anlatsın.

İşler yolunda giderken öylesine huzursuz oluyorum ki. İçimde bir ses sürekli, “Du bakali, Du bakali“. Hâl’i yaşayamamak dünyanın en kötü şeyi. Mutlulukta ve sağlıkta, kötü günde ve darlıkta. Anı, Hâli yaşayamayınca ortaya çıkan manzara nostalji raflarından kitap beğenmek ya da güzel günlere dair vaazlar verip kendi sesini dinlemek.

Hepsi ayrı güzel de, tramvayda tanıştığım ingilizce öğretmeni Poul’ün de dediği gibi, “Present continuous tense is killing me“.

3 July 2010

Memleketin garipliklerine alıştık fakat Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşananlar bütün ezberimizi bozdu. İki tane çok garip mevzu var aralarında. İlki Tayyip Erdoğan’ın yaşanan saldırıların ardından. Siirt Pervari’deki Sarıyaprak Karakolu’nu ziyaret etmesiyle başladı. Adam siperdeyken çömelmiş. Aman efendim niye çömelmiş. O kadar güvenlik önlemi varken nasıl çömelirmiş. Başbakana yakışmazmış.

Bunun üstüne Kemal Kılıçdaroğlu boş durur mu? durmaz elbet. “Ben giderim başım dik bir şekilde siperde hatta orda iki gün nöbet bile beklerim” diye söylene söylene aynı karakola gider ve fotografçısına “yapıştır şipşakçı fotoğrafı…” der.

sifir-noktasi

Fotoğraflardan bir tanesi bu. Tabi ben şimdi konuyu çok farklı bir yere çekmek istiyorum. Bu fotoğraftaki konuşmalar neler olabilir. Orada neler konuşuluyor olabilir.

Devamını Oku

17 June 2010

Benden ufak bir tavsiye. hayatınızda köklü bir değişiklik yapacaksanız, etrafınızda var olan herşeyi düşünmeniz gerekir. köklü değişikliği yaptıktan sonra ya etrafınızdakileri kendinize uydurmak zorundasınızdır ya da onların hepsini silmek zorundasınızdır.

12 June 2010

Birkaç gündür bu sorunun cevabını uyumam gereken saate göre verebiliyordum. Yat komutu 12 idi. ona göre cevap vermek daha kolay oluyordu.
-saat kaç?
-12 yi geçmemiştir.
-nasıl yani?
-ben uyumadığıma göre 12 yi geçmemiştir işte takılma bu kadar saate…

Fakat son iki gündür bu sorunun cevabı bende yok. Saatin kaç olduğuna şimdi baktım ve hakikaten an itibariyle kantarın topuzu kaçmış durumda. (hem de içime) Aslında esnemekten ağzımın yırtılma noktasına gelmesinden mütevellit baya bir geç olduğunu tahmin etmeliydim fakat saat kullanmak içimden gelmiyor şu zamanlar.

Ben uyuyayım bari…

8 June 2010

Kemal Kılıçdaroğlu ilk seçildiği gün söyledikleriyle bir gaz almıştı milletten ve medyadan. Bu adamın Deniz Baykal’dan farklı bir söylemle hareket edeceğini düşünüyordu herkes fakat bugünkü grup toplantısında gördük ki söylemlerde ve düşüncelerde hiçbir farklılık yok. bütün konuşma boyunca akp hükümeti şöyle, böyle diye diye bitirdi konuşmayı. Hep muhalefet hep muhalefet nereye kadar Kemalciğim.


Artık albümü beklemekten başka çaremiz kalmadı.

3 June 2010

Bir tane battal gazimiz olsaydı tüm bu sıkıntıları çekermiydik.  O mavi marmara’yı tek başına savunur işi halleder, gider delikanlı gibi teslim olur. Biz de gider onu kurtarırdık. Ama artık bir battal gazimiz yok. Şimdikiler aç karnına kahramanlık peşinde koşanlar. Ancak yumurta atarlar konsolosluğa.- boş bir binaya-  Ama en fantastik olanı yeni dünyamız olan  facebooktaki kahramanlarımız. Bu pıtırcıklar israili kınamak adına hitleri öven yazılarıyla ortalıkta boy gösteriyorlar. İsrail  kökenli hiçbir ürüne el sürmeyeceğini söyleyenler de mevcut aralarında.  O arkadaşlara kolaylıklar diliyorum zira bitkisel bir hayat yaşamak zorunda kalacaklar böyle bir boykot içerisine girerlerse.

İşin özü aslında şu;  bir hükümetin yaptıklarını bir topluma yüklemek ancak bizim memleketimize has bir kültür. Bir örnekle açıklamak istiyorum İmralı’ da yatan Apoyu hükümetler beslemektedir. İdam kararını vermeyenlerde onlardır. Ama halkın büyük bir çoğunluğu bir kaşık suda boğulmasını istemektedir. Orada yaşananları hiçbir şekilde mazur göremeyiz. Ama bunu tüm yahudilere yüklemekte pek akıllı işi olmayacaktır.

Battal gazi de olsa benimle aynı fikirde olurdu eminim. Onun da insancıl bir yapısı olduğunu düşünüyorum.

2 June 2010

Varsa ucunda aşk yakmalı köprüleri, geçit vermemeli hasrete keşkelere.
Susamışlıkları dindirmektir çünkü aşk, fazla beklememeli eceli.

-Ersin Kepir.

Bu dünyanın başarılı olan insanlara karşı bir tiksintisi olduğu kesin. Birilerinin başarısının ardından onu yerin dibine sokmak için yatağında rahat uyumayıp çalışan tipler var bu dünya üzerinde. Başarılı bir iş ortaya konulduktan sonra o işi ortaya koyan kişiyi taşlamak övmekten daha makbul oluyor nedense.

Tarkan‘ın en başarılı dönemlerinde -ki bence hala çok başarılıdır- çıkan haberleri hepimiz biliyoruz. “Gay Tarkan !” diye başlayan yüzlerce gazete manşeti hatırlıyorum.  Daha sonra Fatih Akın‘ın Duvara Karşı filminde oynayan Sibel Kekilli’nin altın ayı ödülünü almasından birkaç saat  sonra bir porno yıldızı olduğunu,  onlarca filmde oynadığını öğrendik. Son olarak bu sene eurovision şarkı yarışmasında birinci olan Alman şarkıcı Lena’nın çıplak görüntüleri yayınlandı.  Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama temelde bunu yapan çete -kesinlikle bir çete bunlar…- yer altında dünya veya ülke  gündemine oturan insanların hiçbirinden haz etmiyorlar. Birinin elinde ödül, para, mikrofon gördükleri gibi o kişiyi aşağı indirebilmek adına tüm arşivleri tarıyorlar ve sonunda emellerine ulaşıyorlar.

Bu kültür bizim ülkemizde de çok yaygındır. Bizim ülkemizdeki insanlar başarısızları sevmezler ,başarılı olanları hiç sevmezler.  Bunun temeli  tepki toplumu oluşumuza dayanıyor. Biz iki elimizi de sağa sola doğru çok kullanırız. Ama onları birbirine çarpıştırmayı hiç sevmeyiz. Biz tezahürat severiz, alkışlamaktan nefret ederiz.  Sevincimiz bile birilerine kızıyormuş gibi.  İşte böyle bir kültür üzerine inşa edilmiş bir toplum olduğumuzdan dolayı başarılı insanları bizde sevmezler. Hemen bir açığını bulmaya ve ordan yüklenmeye çalışırlar.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim Gerçekten süper bir şarkı olmuş Almanya’nın şarkısı. Tebrikler Lena .

Üniversite okumuş iseniz ve bitirdiğiniz bölüm fazla sözel ve kafa karıştırıcı olduğu düşünülen bir bölüm ise kesinlikle şu soruyla karşı karşıya kalıyorsunuz.

Siyasi görüşün nedir ? (allahım ne güzel bir soru)

Soran kişinin zihni yapısına göre verdiğiniz cevap tatmin edici veya hadi ordan cinsinden nitelendirilir hep.  Bana da çok fazla yöneltilen bir soru. Hemde gereğinden fazla soruluyor. Öyle ki  bu soruyu, sıkıntılarımı ve tecrübelerimi burada paylaşma gereği duyuyorum.

Bir siyasi görüşüm yok.  Siyasetin halk lugatındaki  tanımı ” birbirini gazlama, taraftar olma, arkadan bıçaklama sanatı” olduğu için hangi görüş olursa olsun benimsemek bana kötüymüş gibi geliyor. Artık siyasi görüş ile ilgili bir soru geldiğinde o soru “hangi takımı tutuyorsun hacı ?” sorusuyla eşdeğer oluveriyor. İçimden o soruya “hiçbirini tutmuyorum hacı, herkesin tuttuğu da kendine ” diye cevap vermek geliyor.

Yineliyorum bir siyasi görüşü desteklemiyorum Desteklemeyi de düşünmüyorum. Ne AKP umrumda ne CHP umrumda ikisi görüşlerini bir saat içinde değiştirebileceği için siyasi hayat benim bünyemde gaz yapıyor. Rahatsız oluyorum.  Siyasi görüşüm olmadığından bir taraftarlık durumu da söz konusu değil doğal olarak, fakat etrafıma şöyle bi göz gezdirdiğimde herkesin bayrakları kuşanmış şampiyonluk maçını bekleyen fanatikler gibi davrandıklarını görüyorum.

Bir daha böyle bir soruyla karşılaşmamak adına iyi eğlenceler.

Not: Siyasi bir görüşüm olmayabilir fakat süper bir dünya görüşüm var. Bir gün bu dünya görüşüm ile birebir uyuşan bir parti programı görürsem o partiye girerim.

Tema: Popho Wordpress Teması (Anarşik Çocuk) | Altyapı-Kanalizasyon: Wordpress