Şaka değil çok ciddiyim. Artık kendimi çok hazır hissediyorum. Giricem bir partiden -zaten hepsi aynı- istediğim yerden aday olacam -nasıl olsa para bok, ee böyle olunca istediğiniz yerden aday olabiliyorsunuz- ve direk millet meclisinin koltuklarından birine sahip oluyorsunuz.

Yatırdığınız parayı zaten iki yılda çıkartıyorsunuz. Bir iki gemicik, bir iki devlet ihalesi- bunun ufağı nasıl söylenir bilemeyorum- birkaç da eş dost edindikmi  tadından yenmez. Bakarsın bir iki sene içinde kendi partimi kurarım. İktidar yalakası oldukmu zaten paraya para demeyiz.

Bütün magazin programlarının sırlar dünyası, kalp gözü, filen tarzı programlara dönüştürülmesi için önerge vereceğim. İktidar olamazsam iktidar için hergün soru önergesi yazacağım. Bunun için kemal ANADOL ve Kemal Kılıçdaroğlundan yardım alacağım.

Başka söyleyecek sözüm yok. zaten bir ton vaatte bulundum. Yuh kendimden neftet ettim bir an.

Jing Project Tanıtım Videosu from Web Deneyimleri on Vimeo.

fazla söze gerek yok. web deneyimlerinden link belirterek yararlandığım bu yazı benim senelerdir senelerdir aradığım programı anlatıyor. masaüstünden bir ekran resmi almak istediğimde eziyetin biri bin para oluyordu. Fakat bu küçücük uygulama ile ekran görüntüsünü alabiliyorsunuz. Aynı zamanda o görüntüyü video şeklinde kaydedebiliyorsunuz.

Aynı zamanda bu yaptıklarınızı anında arkadaşınıza blogunuza flickra gönderebiliyorsunuz.

şimdi Ben yazıyı http://www.webdeneyimleri.com/dan aldım da getirdim.  Kendisine Bu bilgiyi bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.

Bu makina ufak çaplı bir canavar. İçinde 160 miyon pixel barındıran bu garip ve süper ötesi alet boyutları büyük olmasına karşın marifetleri boyundan daha büyük.  3ayak.org da ufak bir tanıtımı yapılan alet beni derinden sarstı. hem fiyatıyla hem görüntüsüyle, hem de marifetleriyle.  Nuri bilge ceylanın resimlerine bakarken bir sitede, bu fotoğrafların bu makina ile çekildiği söyleniyordu. 30. ooo  yüroya yakın fiyatı olan bu makina hdr fotoğraflar da  acayip derecede başarılı. Yani aslında söylemek istediğim şey su “ben bu aletten bir tane istiyorum.” Bunun için neler yapabiliriz…
Devamını oku…

İstanbulun en gözde mekanlarının başını çeker taksim. Hergün her saat doludur. Her zaman cıvıl cıvıldır. Her zaman her türden insana rastlayabilme ihtimaliniz vardır. istiklalde bir tur atmak her insana ayrı bir zevk verir. hatta burada bir yerde oturup birşeyler içmek zevk katsayımızı arttırır.

Taksim herşeyi içinde barındırabilen bir cumhuriyet gibidir. Burger kingin önünde bekleyen onlarca insan. Kızılkayalardan ıslak hamburger yiyen onlarca insan. cadde üzerinde yürüyen onlarca değil yüzlerce, binlerce insan. İstiklali Nil nehri gibi ikiye bölen tranwayın içindeki onlarca insan ve asılı bir şekilde gitmeye çalışan birkaç insan. kafelerinde restoranlarında, sinemalarında ,bankalarında takılan yüzlerce insan.  Bu söylediklerim bir ortamın o şehrin kalbi olmasına etki edebilecek en temel faktörler olarak sayılabilir.

Şimdi biraz da ben neden taksimi seviyorum ona geleyim. Ben üstte saydığım nedenlerin yanında artı  birkaç unsurdan dolayı taksimi çok seviyorum. Hem okuduğum okulun orda olması nedeniyle. (beykent üniversitesi- sosyal bilimler enstitüsü ) bunun yanında hangi dakika kiminle karşılacağınızı bilmiyorsunuz. Bunu Şöhret sahibi kişiler olarak kısıtlıyorum tabi ki…

Örneklere geçersek. İki gün önce okuldan çıktım. Eve dönüş yolunda -daha okulun önündeyken- bir zamanlar oto gargarada izlediğimiz, daha sonra bir demet tiyatronun -takti abiciiim- babası yurt dışında olan öğrencisi ve aklıma gelen filmlerinden biri de yazı tura… Olgun Şimşek yanımdan geçti bir anda. işin garip tarafı o kadar sevdiğim bir sanatçının kimse tarafından çevirilmeden yoluna devam edebiliyor olması. yani ani bir bakışla tanımıyorlar. ya da burada böyle bir davranış hakim. o da bizim gibi insan  niye salya sümük üstüne atliyim.

İkinci olarak gördüğüm insan şarkılarını severek, inadına dinlediğim şarkıcı kişisi Levent yüksel. Babayı hergün bir defa dinlemeden edemem, öyle severim.  herif yanımdan geçiyor. Artık bende normal karşılıyorum.

-geçer onlar arada takılırlar kafalarına göre moduna girmiş durumdayım.

bunun yanında beklediğimden daha da uzun olan tuğçe kazaz da gözlerime takılanlardan. güzel bir bayan fakat uzun…

ve devrim arabalarının yönetmeni… onunda salonda bulunduğu bir seansta o filme gittim. burdan herkese yalvarmak istiyorum. gidin o filme, gidin arkadaşlarınızı peşinizden sürükleyin, onlar için para biriktirin, biriktirelim.  herkese gitsin.

önemli bir film. Gerçekten.  bu özelliğinin yanı sıra, filmde oyunculuk, senaryo, kurgu, yönetmenlik, çekim, falan filan da çok güzel olmuş. Söylemeden edemeyeceğim. vahide gördüm bir ayrı güzel durmuş o filmde. hele o saçlarıyla aynı renk kıyafetiyle çektikleri sahne de çok güzeldi.

Taksim seni sebepsiz seviyoruz, seveceğiz, sevdireceğiz. bir de şu starbucksları bünyende barındırmasan.

Yorgun, olumsuz, heyecansız bir hafta başlangıcı

Birkaç gündür birbirine benzer duygular içinde günlerimi geçiriyordum. bu ruh ve beden halinden dolayı da günlük denen bu medya alanına yazı yapmaktan kendimi men ediyorum. Aslında biraz da “ne yazacağım ben” in sıkıntısı içerisindeyim.

Çok fazla yazmak istemiyorum ama yine de içimden bir politikacı bir sanatçı, bir türkücü bir gaf yapsın da ben de onu konu alayım kendisini bir güzel yerden yere vurayım diye öyle kendi köşemde bekliyorum. Önceki yazımda bu tür düşüncelerimin bir eseridir.
Devamını oku…

Page 1 of 1112345»...Last »