Hep doğruyu konuşuruz hep iyiyi yaparız, hep dürüst davranırız değil mi? Hayatımız ne kadar da süperdir aslında. Hep mutlu mutlu takılırız ortalıkta.
Aslında işin gerçeği şudur. Bize nelerle mutlu olmamız gerektiğini öğretirler ve kriterler ortaya koyarlar onlardan yola çıkarak kendimizi kandırırız. İyilğinde kriterleri vardır. O kriterler belirliyor davranışın iyi ya da kötü olduğunu. Dürüstlük içinde aynı şey geçerlidir.
Bu konu bugünlerde kafamı o kadar meşgul eder oldu ki yazmadan duramıyorum artık. Şimdi olayı biraz örneklerle canlandırmaya çalışalım. Güzellikten başlayarak gidelim.” Güzellik göreceli bir kavramdır.” Hadi ordan seksi. Bir şeyin göreceli olması demek ne demek bir kere. Böyle bir kavramı kim uydurmuşsa halt etmiş. Güzellik geçmişten günümüze birilerinin tekelinde olan bir kavramdır. Bize öğretilen de öyle değilmidir. Bir şair çıkar güzel kadını tanımlar durur ve itaat ederiz. Bir ressam götünden bir kadın resmi uydurur İşte güzel budur diye ortaya atar. Sonra biz çıkarız “heee işte güzel kadın budur. ” Bu ve bunun benzeri şeylerle güzellik kavramı şekillenir ve bir kalıp hale gelir. Güzel bina nasıl olur, güzel elbise nasıl olmalıdır, güzel kadın nasıl olmalıdır.
İyilik kavramı da güzellikten pek farklı değildir.Onun içinde konulmuş söylenmiş uydurulmuş kurallar bulunmaktadır. Biz insanlar sadece bunlara uyarız. Uymadığımızda toplum bizi yargılar. Bu yargılama bile iyilikten sayılır. “Biz senin iyiliğin için söylüyoruz.” Klişesi bugünler için hazırlanmış bir antibiyotiktir işte.
Peki Bütün bunların sebebi ya da kaynağı nedir. Özgür davranmamıza kim engel oldu veya oluyor. Bunun cevabını bulmak için çok uzağa gitmemize gerek yok. Bu zincir sistem çok eskilere dayanmaktadır. Her yeni bilirkişi yeni yeni şeyler eklemiş bu zincire. Ve sonunda zincir dönmüş kendilerini sıkmaya başlamış. Sıktıkça özgürlükten azalmış artık yok olma seviyesine gelmiş.
Günümüzde zincirleri kırmak isteyenler olsa da onlarda bir şekilde bu zincire sıkı sıkıya bağlıdır.
Ben insanlığa zincirlerinden kurtulmanın yolunu gösterecek biri değilim. Eğer böyle bir yeteneğim olsa da yapmazdım. Çünkü o zamanda insanlar bu kalıbın içine oturmuş olacaklar. Sonuçta değişen bir şey olmayacaktı. Sadece gördüğüm hayatı tahlil etmekti amacım.